T.C
İSTANBUL VALİLİĞİ Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü
Sayı : B.07.4.DEF.0.34.11.GVK-121-8523 Konu :
............................. GELİR MÜDÜRLÜĞÜNE
......................... Vergi Dairesi’nin ....................... vergi numaralı mükellefi .......................... tarafından Müdüriyetimize verilen tarihsiz dilekçe incelenmiş olup, Müdüriyetimizi ilgilendiren konular hakkında, aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65. maddesinde, “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi ya da mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun’un 3946 sayılı kanun’un 22. maddesiyle değişik 94. maddesinde kimlerin vergi tevkifatı yapabilecekleri maddeler halinde sıralanmış olup, maddenin 2. bendinde, “Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç)” %20 oranında tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan yine aynı Kanun’un 121. maddesinde “Yıllık beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan bu kanuna göre kesilmiş bulunan vergiler, beyanname üzerinden hesaplanan Gelir Vergisine mahsup edilir.
Mahsubu yapılan miktar Gelir Vergisinden fazla olduğu takdirde aradaki fark vergi dairesince mükellefe bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red ve iade olunur” hükmü yer almaktadır.
Konuya açıklık getiren Gelir Vergisi Kanunu’nun 169 Seri Nolu Genel Tebliği’nin “ Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Mahsuplar Sonunda Kalan Kısmının Nakden ve/veya Mahsuben İade Edilebilmesi için Aranılacak Belgeler” başlıklı A-1/b bölümünde;
“1-Tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsuplar sonunda kalan kısmının nakden ve/veya mahsuben iade edilebilmesi için aranan belge:
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsuplar sonunda kalan kısmının nakden ve/veya mahsuben iade edilebilmesi için, tevkif yoluyla kesilen verginin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine yatırılmış olması şarttır.
Mükellefler sözü edilen vergilerin ilgili vergi dairesine sorumlusu tarafından yatırılmış olduğunu gösterir bir belgeyi ilgili vergi dairesinden alarak iade ve/veya mahsup talep dilekçelerine ekleyeceklerdir.
...
İade ve/veya mahsup taleplerine sözü edilen belgeyi eklemeyen mükelleflerin iade ve/veya mahsup talepleri yerine getirilmeyecektir.”
Bu belgeyi ibraz eden mükelleflerin iade ve/veya mahsup talepleri aşağıdaki bölümlerde açıklanan esaslar çerçevesinde yerine getirilecektir.
Öte yandan iadesi yapılacak tevkifatın ücret ve/veya serbest meslek kazancına ilişkin olması halinde, söz konusu vergilerin kesintiyi yapan sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlıktan alınacak belge ile tevsik edilmesi suretiyle iadesi yapılacaktır.” denilmiş olup, aynı tebliğin A-2/c bölümünün son fıkrasında da;
“...Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir üzerinden hesaplanan gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilen ve mahsuplar sonunda arta kalan tevkif yoluyla kesilen vergilerin, mükelleflerin kendilerinin diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iadesi de yapılacaktır.
Mahsuben iadelerde, nakten iadelerde olduğu gibi işlem yapılacaktır.
Diğer taraftan mükelleflerin mahsup taleplerinin hüküm ifade edebilmesi için bu konuya ilişkin olan dilekçelerine; (1). Ve bu bölümde belirtilen belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Bu belgelerle birlikte yapılan mahsup talepleri, dilekçenin vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade edecek ve mahsup bu tarih itibariyle yapılmış sayılacaktır. Bu tarihten itibaren mükelleflerin iade olunacak alacaklarından mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmayacaktır.” denilmiştir.
Ayrıca, Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin 52. maddesinin 2. bölümünde de “Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları’na göre yapılacak iadelerde bu maddenin birinci fıkrasının bir nolu bendinde belirtilen belgelerle birlikte;
a)Mükelleflere red ve iadesi gereken paralar ile ilgili olarak vergilerin yatırıldığına ilişkin ilgili vergi dairesinin yazısı ile Gelirler Genel Müdürlüğü’nce belirlenen miktarı aşan iadelerde ayrıca inceleme raporunun bir örneği,
b)Gelirler Genel Müdürlüğü’nce belirlenen miktarı aşan iadelerden arta kalan tutar, mükellef tarafından talep edilmesi halinde, inceleme raporu beklemeksizin; bankalara yapılan ödemelerden kesilen vergilerde ise bu vergilerin ilgili saymanlığa yatırıldığına ilişkin belge aranılmaksızın süresiz ve şartsız banka teminat mektubu karşılığında iade edildiği takdirde banka teminat mektubunun teslimine ilişkin alındının onaylı bir örneği, ödeme belgesine bağlanır.
Beyannamesinde ücret ve/veya serbest meslek kazancı bulunan mükelleflere yapılacak red ve iadelerde, sadece bu gelir unsurlarından kesilen vergilerin saymanlığa yatırıldığına ilişkin yazının aranmasına gerek yoktur. Kesilen vergilerin kesintiyi yapan sorumlu adına tahakkuk ettirildiğine ilişkin ilgili saymanlığın yazısının ödeme belgesine bağlanması yeterlidir” denilmektedir.
Buna göre serbest meslek kazancına ilişkin olarak tevkif edilen vergilerin nakten ve/veya mahsuben iadesinde ödemeye ait belgeler aranmayacak, sadece kesilen vergilerin kesintiyi yapan sorumlu adına tahakkuk ettirildiğine ilişkin saymanlık yazısının aranacağı açıktır. Ancak kesilen vergilerin sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren belgelerin tamamlanamaması ibraz edilen belgeler üzerinden düzeltme yapılmasına engel olmamaktadır.
Bu durumda gecikme zammının aranmaması; mahsup talep dilekçesine yukarıda belirttiğimiz belgelerin eklenmesi şartına bağlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar, olayın 1996-2000 yılları arasına tekabül etmesi sebebiyle Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nde yapılan yeni düzenlemeye paralel olarak çıkartılan 241 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği hükümleri ile ilişkilendirilmemiştir.
Bu durumda, serbest meslek kazancına ilişkin olmak üzere yıl içinde tevkif suretiyle ödenen vergilerin yıllık beyannameler üzerine hesaplanan vergiye mahsubu sonucu arta kalan kısımların diğer vergi borçlarına mahsubunun yapılması (1996-2000 dönemine ilişkin olarak) mahsup talep dilekçesine 169 Seri No.lu Gelir vergisi Genel Tebliği ile belirlenen belgelerin (tahakkuk yazıları) eklenmesi ile mümkün olacaktır. Dolayısıyla vergi dairesince mahsup talep dilekçesi ekinde teyit yazılarının aranması gerekmektedir.
Ayrıca, adı geçenin serbest meslek kazancına ilişkin yıl içerisinde tevkif yoluyla kesilen vergilerden cari döneme ilişkin geçici vergi beyannameleri üzerinden tahakkuk eden geçici vergiye mahsubunun yapılmasından sonra kalan tutarların, yıllık gelir vergisi beyanname dönemi beklenilmeksizin aynı yıl içinde ödenecek diğer vergi ve borçlara mahsubunun yapılmayacağı konusunda adı geçene bir örneği yazımız ekinde gönderilen 14.03.2002 tarih ve 2752 sayılı yazımızla bilgi verilmiştir.
Bununla birlikte vergi dairesinin mükellef nezdinde yaptığı söz konusu özelgemize konu hatalı mahsup işleminin vergi ziyaı cezasına neden teşkil edip etmeyeceği konusundaki görüşlerinizi Müdüriyetimizin görüşü ile birleştirerek sonucundan mükellefe bilgi verilmesini rica ederim. |