T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Diğer Vergiler Müdürlüğü

 

 

 

Sayı  :   B.07.1.GİB.4.34.18.01/5-1.33.19.6027/

Konu :                                                                                                                        04.07.2006-3601

 

 

 

 

……….. YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

 

 

İlgi :      ../../2006 tarihli dilekçeniz.

 

 

            Dilekçenizde, müşavirliğini yaptığınız ………. İlaç San. Ltd. Şti.’nin, yaptığı Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) harcamaları ile ilgili olarak hibe adı altında …..YTL tutarında Destekleme ve İstikrar Fonu Primini TC Merkez Bankasından tahsil ettiği belirtilerek gerek hibe gerekse destek olarak adlandırılan bu tür ödemelerin Veraset ve İntikal Vergisi, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi bakımından istisnaya tabi olup olmadığı hususunda tereddüde düşüldüğü belirtilerek konu hakkında bilgi verilmesi istenilmiştir.

 

            5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü maddesinde Kurumlar Vergisinin birinci maddesinde yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancı tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

 

            Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazancın tarifinin yapıldığı 37 nci maddesinde ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ifadesi kullanılmış ve ticari kazançta vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ‘nda vergiyi doğuran olay ise vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar, hükmü ile belirtilmiştir.

 

            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38 inci maddesi ile “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır” hükmü getirilmiştir, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 192 nci maddesinin 4. fıkrasında da Aktif toplamı ile borçlar arasındaki farkın, müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (özsermayeyi) teşkil edeceği belirtilmek suretiyle kazancın tespitinde tahsil değil, tahakkukun esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

 

            Öte yandan Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14/6 ncı maddesiyle mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %40’ı oranında ticari kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde ayrıca hasılattan “Ar-Ge indirimi” olarak ayrıca indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.

 

            Buradan da anlaşılacağı gibi Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14/6 maddesi mükelleflerin işletme bünyesindeki gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme için yapılan harcamaların kazancın tespitinde gider unsuru indirimine yönelik hüküm ifade etmektedir.

             

            Bu itibarla, adı geçen mükellefin işletme bünyesinde yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklenmesi amacıyla Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfınca desteklenmesine karar verilen ve ilgili Müsteşarlığın onayını takiben yapılan sözleşme sonrası TC Merkez Bankasınca tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın tutarların adı geçen mükellef adına ödenebilir hale geldiği tarihte tahakkuk ettirildiği dikkate alınarak kayıtlara gelir unsuru olarak intikali gerekmektedir.

 

            Diğer taraftan, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir.” denilmektedir.

 

            Aynı Kanunun 2 nci maddesinin (d) fıkrasında da, ivazsız intikal tabirinin,  hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade ettiği açıklanmıştır.

           

            Dolayısıyla, mükelleflerin işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi amacıyla yapılan sermaye destekleri Gelir veya Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamına girdiğinden bu tür intikaller ivazlı addedilmekte ve Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulmamaktadır.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 
Başkan  a.
Grup Müdür V.