T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Diğer Vergiler Müdürlüğü

 

 

 

Sayı      : B.07.1.GİB.4.34.18.01.3.1.41.41/1358-

 

 

…………………. İNŞAAT VE TİCARET LTD.ŞTİ.

.

 

İlgi :      ……….. evrak giriş tarihli dilekçeniz.

Dilekçenizde, Şirketinizin aktifinde kayıtlı ………….. kain ve tapıda, 19 JIII pafta, 605 ada, I parselde kayıtlı fabrika binasının  satışından elde edilecek karın sermayeye ilave edileceği belirtilerek, yapılacak işlemin Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Tapu Harçlarından (alım-satım) muaf olup olmadığı hususunda bilgi verilmesi istenilmektedir.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8 inci maddesinde; “Dar mükellefiyete tabi kurumlar dahil bu maddede yazılı kurum kazançları kurumlar vergisinden müstesnadır.

12- (5281 sayılı Kanun’un 31.maddesiyle eklenen bent, 01/01/2005 tarihinden geçerli olmak üzere.) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan  iştirak hisseleri ile gayrimenkullerinin satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançları.

Sermayeye ilave edilme işleminin satışın yapıldığı yılı  izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar gerçekleştirilmesi şarttır. Vadeli satış halinde, ilk yapılan tahsilatın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilir. Bu süre içinde sermayeye eklenmeyen kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Bankalara borçlu durumda olanlar ile bunların kefillerinin bu borçlara karşılık bankalara devrettikleri gayrimenkul ve iştirak hisseleri ile bankaların alacaklarına karşılık iktisap ettikleri gayrimenkul ile iştirak hisselerinin satışında iki tam yıl süreyle elde tutulma şartı aranmaz. Bedelsiz olarak ya da rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle iktisap edilen hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alınır.  Menkul kıymet veya gayrimenkul ticareti ile uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

Tam mükellef sermaye şirketleri dışındaki  kurumlar ile dar mükellef kurumlarda, satıştan doğan kazancın sermayeye ilave edilmesi şartı aranmaz, bu kazançlar özel bir fon hesabında tutulur. Sermayeye eklenen veya fon hesabında tutulan kazançların beş yıl içinde; herhangi bir suretle işletmeden çekilmesi, dar mükellef kurumlar tarafından yurt dışına transfer edilmesi veya bu süre içinde işletmelerin tasfiyesi (devir, birleşme ve bölünme halleri hariç) halinde, bu kazançlar o yılın kazancı sayılarak vergiye tâbi tutulur.

Türk Ticaret Kanununun 391 inci maddesinin bu suretle gerçekleştirilecek sermaye artırımına aykırı hükümleri uygulanmaz. İstisnanın uygulanmasına ilişkin esas ve usûlleri tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümlere göre, adı geçen şirketin ana sözleşmesinin tetkiki neticesinde, şirketin faaliyet konuları arasında, gayrimenkul ticareti faaliyetinin (inşaat-taahhüt işleri, sahibi olduğu binaların kiralanması, arsa ve bina satın alınıp ve inşa edilip, satılması gibi) bulunduğu anlaşılmış olup, satışa sunulacak fabrika binasının fiiliyatta da üretim faaliyetinde bulunmayıp kiraya verildiğinden ticari amaçla elde bulundurulduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, satılacak iktisadi kıymetin “gayrimenkul ticaretine yönelik” bir gayrimenkul mahiyetinde olması nedeniyle söz konusu gayrimenkulün satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançların kurumlar vergisi istisnasından yararlanması mümkün değildir. 

Diğer taraftan, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1 inci maddesinde, Türkiye’de ,ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma der vergisine tabi olduğu, Kanunun 2 nci maddesinde de, teslim, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii şeklinde tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 10 uncu maddesinin (a) fıkrasında, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile (b) fıkrasında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi ile vergiyi doğuran olayın meydana geldiği açıklanmıştır.

Gayrimenkul satışlarında, katma değer vergisini doğran olay tapuya tescil ile gerçekleşmekte olup, gayrimenkulün tapuya tescilinden önce kişinin kullanımına tahsis ile vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

Öte yandan, 31.12.2004 tarih, 3. Mük. 25687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5281 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17 maddesinin (4) numaralı fıkrasına 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere aşağıdaki (r) bendi eklenmiştir.

“Kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerinin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimleri, bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık gayrimenkul ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri.

İstisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapanların, bu amaçla ellerinde bulundurdukları, gayrimenkul ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır. Bu şekilde teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen Katma Değer Vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”denilmektedir.

Buna göre, 1984 yılından itibaren adı geçen şirketin aktifinde kayıtlı bulunan taşınmaz gayrimenkul ticaretine yönelik olarak ellerinde bulundurulduğundan, söz konusu gayrimenkulün satışı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/-4-r maddesi            kapsamında değerlendirilemeyeceğinden genel oranda %18 KDV’ye dahil olacaktır.

Diğer taraftan, 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde; “tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” denilmektedir.

Kanuna ekli (4) sayılı tarifenin I-20/a maddesinde de; gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (Cebri icra veya şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı binde 15 oranında tapu harcı aranılacağı hükme bağlanmıştır.

2.1.2004 tarih ve 25334 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5035 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 492 sayılı Kanunun 123 üncü maddesinin son fıkrasında, anonim, eshamlı komandit, limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev’i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemlerin harca tabi tutulmayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, 5035 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.01.2004 tarihinden itibaren gayrimenkullerin anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlere ayni sermaye olarak  konulması ile ilgili olarak tapuda yapılacak işlemlerin harca tabi tutulmaması gerekmektedir.

Bu nedenle, şirketinizin maliki bulunduğu gayrimenkulün satışından doğan kazancın şirket sermayesine nakdi olarak konulması 492 sayılı Kanunun 123 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmediğinden Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I- 20/a maddesi uyarınca devir eden ve devir alandan ayrı ayrı binde 15 oranında tapu harcı alınması gerekmektedir.

           Bilgi edinilmesini rica ederim.