T. C
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
Mükellef Hizmetleri Tahsilat Grup Müdürlüğü

  

 

S

Sayı:B.07.1.GİB.4.34.20.01/288-2908                                                               19.01.2007-668

Konu: Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumunda zamanaşımının kesileceği hk.

 

 

 

Sayın: ……………………………

 

İlgi: 02.11.2006 tarihli dilekçeniz.

 

          İlgi dilekçeniz ile …………………………….A.Ş’nin vergi borcundan dolayı gayrimenkulünüze haciz konulduğu, adı geçen şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunuz ve 19.06.2001 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığınız belirtilerek adınıza tekabül eden borç tutarı ile sözkonusu borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda bilgi talep edilmektedir.

 

          Konu hakkında …………… Vergi Dairesinden alınan  bilgiden, şirketin kuruluş tarihi olan 04.07.2000 tarihinden, 11.06.2001 tarihine kadar olan şirket borçlarından sorumlu tutulduğunuz, 11.07.2006 tarih, 68230 sayılı ve 08.08.2006 tarih, 75543 sayılı dilekçelerinize 08.08.2006 tarih ve 41139 sayılı yazıları ile cevap verildiği, sorumlu olduğunuz döneme ait borcun 20.288,89 YTL olduğu ve borcun 25.000,00 YTL’nin altında olması nedeniyle adınıza konulan yurtdışı çıkış yasağının kaldırıldığı,

 

          2001/5-7 dönemi G.Stp Vergisi için ödeme emri düzenlendiği ve şirkete tebliğ edilememesi üzerine 30.10.2005 tarihinde, 2001/1-12 dönemine ait Kurumlar Vergisi borcu için düzenlenen ödeme emrinin ise 22.11.2005 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, şirket hakkında malvarlığı araştırmasına devam edildiği, sorumlu olduğunuz dönemlere ait vergi borcu için hakkınızda ihtiyati haciz kararı alındığı ve 2001/5-7 dönemine ait G.Stp vergi borcu için 2006090814/8688 sayılı ödeme emri düzenlenerek tebliği cihetine gidildiği trafik şube müdürlüklerine , ticaret sicil memurluğuna, tapu sicil müdürlüğüne ve tespit edilen banka hesaplarına haciz bildirisi yazılarak haciz konulduğu, 13.03.2003 tarih ve 27182 sayılı dilekçe ile 4811 sayılı Kanundan faydalanmak üzere müracaatta bulunulduğu ve 6183 sayılı Kanunun 103.maddesi gereğince zamanaşımının kesildiği anlaşılmıştır.

 

          11.07.2000 tarih ve 5085 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin tetkikinden şirketin temsil ve ilzam edilebilmesi için yönetim kurulu başkanı ………………… yönetim kurulu başkan yardımcısı ……………..’ten herhangi birisi ile diğer yönetim kurulu üyeleri …………….., ………………., …………………..’tan herhangi birisinin şirket ünvanına havi kaşe veya yazılı unvan altına vaz edeceği müşterek imzaları ile şirketi her hususta temsil ve ilzama yetkili kılındığı,

 

          26.06.2001 tarih ve 5325 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin tetkikinden 11.06.2001 tarih ve Karar No:2001/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile ………………….’ın şirketi temsil ve ilzam yetkisi verilmesine mevcut imza sirkülerinin yönetim kurulu üyelerinin herhangi ikisinin şirket ünvanı altına vaz edecekleri müşterek imza ile şirketi her hususta temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmıştır.

 

          Vergi Usul Kanununun 10 uncu ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi ile tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıf ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.

          

          Söz konusu hükümler, tüzel kişilerin mal varlıklarından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemde şirketi temsil yetkisi bulunan şahısları müştereken sorumlu tutarak takip ve tahsiline imkan vermektedir.

 

          390 Seri Nolu Tahsilat Genel Tebliğinin “II-Kanuni Temsilcilerin Belirlenmesi” başlıklı bölümünde de;

          

          “I.bölümünde yer alan kanun hükümleri ve bu hükümlerin açıklamaları dikkate alınarak bir anonim şirketin kanuni temsilcileri;

 

1-      Öncelikle şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi temsile yetkili kılınıp kılınmadığı,

 

           2- Esas sözleşmede şirketi temsile yetkili üye belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,

 

            3- Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil selahiyetinin; yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyelerinden en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya müdürlerine devredilip devredilmediği,

 

          hususları tescil ve ilanın yapıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak belirlenecektir.” Denilmektedir

 

          Aynı Tebliğde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 317. maddesinde anonim şirketin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı hükmü yer aldığından, anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin yönetim kurulu üyeleri olduğu ancak, genel kural bu olmakla birlikte 319. madde hükmü gereğince yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede  genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebileceği,

 

           Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 nci maddesinin uygulamasında kanuni temsilcinin, şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmesinden alan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil selahiyeti verilmiş kişi veya kişiler olacağı,

 

           Kanunun 323. maddesinde, idare meclisinin şirketi temsile selahiyetli kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, temsil selahiyetine müteallik kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesinin şart olduğu hükme bağlandığından,

 

           -Temsil selahiyetine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,

 

           -Şirketi temsil selahiyeti verilen kişilerin kimler olduğu,

 

           hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması gerektiği,

 

           Aynı Kanunun 38. maddesi gereğince de bu tescilin ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.

 

          Dolayısıyla kanuni temsilcilerin Ticaret Sicilinde tescil ve ilan edilmesi zorunlu olup tescil işlemi ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edecektir.

 

           Ayrıca kanuni temsilcilerin bu sıfatlarının son bulması bu kişilerin bu görevden ayrılış tarihlerinin Ticaret Sicil Gazetesinde yer alması halinde bu tarih itibariyle, aksi halde Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı tarih itibariyle hüküm ifade edecektir.

 

           Bu durumda adı geçen şirketin 11.06.2001 tarihine kadar olan şirket borçlarının tamamından 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.ve VUK’un 10.maddesine göre sorumlu tutulmanız gerekmektedir.

 

          Diğer taraftan ilgi yazınız ile adı geçen şirketin vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı belirtilmekte olup,

 

          6183 sayılı A.A.T.U.H.Kanunun “Zamanaşımının Kesilmesi” başlıklı 103.maddesinin 11.fıkrasında amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumunda zamanaşımının kesileceği hüküm altına alınmış olup, 13 03.2003 tarih ve 27182 sayılı dilekçe ile 4811 sayılı Kanundan faydalanmak üzere müracaatta bulunmanız nedeniyle zamanaşımı kesilmiş bulunmaktadır.

 

                    Bilgi edinilmesini rica ederim.