|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Vergi Dairesi BaşkanlığMükellef Hizmetleri Tahsilat Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.20.01/288-3196 13.09.2007*10413 Konu : İhtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz uygulaması
………………………………………………
İlgi : 26.08.2007 tarihli dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçeniz ile 2002 yılına ait vergi inceleme raporuna istinaden tarafınıza 1.693.170,00.-YTL ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk uygulandığını ve hacze karşılık olarak 2.900.000,00.-YTL değerindeki fabrika bina ve arsasının teminat olarak gösterildiği ancak vergi dairesi tarafından ihtiyati tahakkuka sürekli faiz işletilerek teminatınızın yetmediği gerekçesiyle şirket ortaklarının taşıtlarına kadar ihtiyati haciz uygulandığı belirtilerek dairenin yaptığı uygulamaya ilişkin görüşlerimiz talep edilmektedir.
Konu hakkında Vergi Dairesinden alınan bilgiden; şirket hakkında 2002 ve 2003 takvim yıllarına ilişkin yapılan inceleme raporlarına istinaden 732.343,58.-YTL vergi aslı ve 1.672.919,96.-YTL vergi ziyaı cezasına hükmedildiği, vergi, ceza ve gecikme faizi toplamının 3.115.763,21.-YTL alınan teminatın ise 2.900.000,00.-YTL değerinde olması dolayısıyla teminat yeterli görülmediğinden diğer mal, hak ve alacaklar üzerinde cebr-i takibat işlemleri sürdürülerek bu kapsamda şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekili ………… adına kayıtlı araca da haciz konulduğu anlaşılmıştır.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun;
9. maddesinde; “213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat istenir.
Türkiye'de ikametgahı bulunmayan amme borçlusunun durumu, amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa, tahsil dairesi kendisinden teminat isteyebilir.”
13. maddesinde; “İhtiyati haciz aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunur. 1. 9'uncu madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise, 2. Borçlunun belli ikametgahı yoksa, 3. Borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa, 4. Borçludan teminat göstermesi istendiği halde belli müddette teminat veya kefil göstermemiş yahut şahsi kefalet teklifi veya gösterdiği kefil kabul edilmemişse, 5. Mal bildirimine çağrılan borçlu belli müddet içinde mal bildiriminde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuşsa, 6. Hüküm sadır olmuş bulunsun bulunmasın para cezasını müstelzim fiil dolayısıyla amme davası açılmış ise, 7. İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu kanunun 27, 29, 30'uncu maddelerinin tatbikini icabettiren haller varsa.”
16. maddesinde; “Borçlu, 10'uncu maddenin 5'inci bendinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere, mezkur maddeye göre teminat gösterdiği takdirde ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından kaldırılır.”
17. maddesinde; “(2347 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle değişen fıkra) Aşağıdaki hallerden birinin bulunması takdirinde (5615 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değişen ibare Yürürlük; 04.04.2007) vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı,(*) mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir.
Vergi dairesi müdürü (5615 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle eklenen ibare Yürürlük; 04.04.2007)(5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya müdür) bu emri derhal tatbik eder:
1. 13'üncü maddenin 1, 2, 3 ve 5'inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut ise, 2. Mükellef hakkında 110'uncu madde gereğince takibata girişilmişse, 3. Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse.”
51. maddesinde; “Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.
Gecikme zammı bir milyon liradan az olamaz.
Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.
Bakanlar Kurulu, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir.”
hükümleri yer almaktadır.
A Seri 1 Sıra No.lu Tahsilat Genel Tebliğinde ise;
İhtiyati Tahakkuk ile ilgili olarak “İhtiyaten tahakkuk ettirilecek amme alacakları üzerinden hesaplanarak ihtiyaten tahakkuku verilmesi gereken gecikme faizi tutarının belirlenmesinde, ihtiyati tahakkuk talep yazısının düzenlendiği tarih esas alınacaktır.”
Gecikme Zammı ile ilgili olarak ise “Madde hükmüne göre, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen süre için maddede belirtilen oranda her ay için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanması gerekmektedir.”
“Vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına Bakanlar Kurulu Kararlarına istinaden yıllar itibarıyla uygulanacak gecikme zammı oranları aşağıdaki gibidir.”
· 02.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanunla kanuni oran haline gelmiştir.
denilmektedir.
Diğer taraftan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 112. maddesinin 3. fıkrasında;
“a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar; b) Dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar; Geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz. “ hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ilgide kayıtlı dilekçenizde belirttiğiniz gibi ihtiyati tahakkuka sürekli faiz hesaplandığı için değil teminatınız yeterli gelmediği için takibata devam edilmekte olup ilgili mevzuat gereği ödeme zamanında; amme alacağının ödenmeyen kısmı için vade tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süreye gecikme zammı bilahare hesaplanacaktır.
Bununla birlikte takibe alınan borcu karşılamaya yetecek tutarda teminat gösterilmesi halinde cebr-i takibat işlemlerinin durdurulacağı tabiidir.
Vergi Dairesince yapılan işlemler Başkanlığımızca da uygun görülmüştür.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
|
||||||||||||||||||
|
Başkan a. Grup Müdür V
|