T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı  : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-9                  

Konu:  Tasfiye dönemleri ve zarar mahsubu hk.                  

 

….

 

İLGİ :…./06/2008 tarihli 103362 sayılı dilekçeniz.         

 

İlgide kayıtlı dilekçenizde, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün…. vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuzu,../08/2002 tarihinde tasfiyeye giriş kararınızın tescil edilmesiyle tasfiyeye girdiğinizi, bankanızın tasfiyeye girmeden önceki 1997, 1998, 2000, 2001 dönemleri ile 01/01/2002-14/08/2002 kıst döneminden kalan ve tasfiye başlangıç tarihi itibariyle mahsup edilemeyen toplam 261.574.321,72._YTL. tutarında geçmiş yıl mali zararının bulunduğunu belirterek, tasfiyeye girdiğiniz tarihten geriye doğru beş yıl içinde doğmuş olan söz konusu zararlarınızı halen devam eden tasfiye süresinin sonuna kadar oluşacak mali karlardan mahsup edip edemeyeceğinizi sormaktasınız.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun mükerrer 14. maddesinde kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek üzere, her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve beş yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla geçmiş yılların malî bilançolarına göre meydana gelen zararların kurum kazancından indirilebileceği hüküm altına alınmış olup, buna paralel olarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 9. maddesinde de beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararların, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

            Öte yandan, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 30. maddesinde, “Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi kaim olur.

Tasfiye dönemi kurumun tasfiye haline girdiği tarihten başlar, bu tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı müstakil bir tasfiye dönemi sayılır.

Tasfiyenin aynı takvim yılı içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiye haline girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder.

Tasfiyenin nihayet bulduğu dönemin sonunda tasfiye kar veya zararı kati olarak tespit ve evvelce verilmiş olan tasfiye beyannameleri bu neticeye göre ıslah edilir. Tasfiye zararla kapanırsa, evvelce verilmiş tasfiye beyannamelerine müsteniden tahsil edilmiş vergiler iade olunur.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde ise, “1) Tasfiye dönemi: Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur.

a) Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır.

b) Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder.

c) Tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve anılan dönemlerde fazla ödenen vergi mükellefe iade edilir...” hükümlerine yer verilmiştir.

Bu hükümler uyarınca, tasfiyeye giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olacaktır. Tasfiye dönemi kurumun tasfiye haline girdiği tarihten başlamakta, bu tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı müstakil bir tasfiye dönemi sayılmaktadır. Dolayısıyla, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ayrı bir vergilendirme dönemi, bu dönemden sonraki her takvim yılı da bağımsız bir vergilendirme dönemi olmaktadır.

Bu itibarla, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlarınızı, kurumlar vergisi beyannamenizde her yıla ilişkin tutarları ayrı ayrı göstermeniz şartıyla kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabileceğinizden; 1997, 1998, 2000, 2001 dönemleri ile 01/01/2002-14/08/2002 kıst dönemine ait mali zararlarınızı ve olması halinde 15/08/2002-31/12/2002 ilk tasfiye dönemine ait mali zararınızı 2008 hesap döneminde ve sonraki dönemlerde oluşacak kardan mahsup etmeniz mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                   

 

                                                                                                                    Grup Müdür V.

 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı © 2008

www.ivdb.gov.tr