|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Usul Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-1/229 22.06.2007*4956
Konu : Reklamları yayınlanan firmaların web sitelerine yönlendirilen ziyaretçilerin web sitesinde belirli bir süre kalmaları durumunda önceden belirlenen bir ücretin ödenmesi halinde yapılacak işlemler.
………………………………………
İLGİ: 12.01.2007 tarihli dilekçe.
İlgi dilekçenizden ………………… Vergi Dairesi Müdürlüğünün …………… vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, internet üzerinden bireysel ve ajanslar aracılığı ile firmaların reklamlarını yayınlama işi ile iştigal ettiğiniz, reklam veren kuruluşların web sitelerine ziyaretçileri yönlendirerek, ziyaret eden kişilerin o sitelerde önceden belirlenen sürelerde kalmaları ve ziyaret etmeleri koşuluyla belli bir ücret almalarının sağlandığı, söz konusu ücretlerin sanal bir hesapta biriktirilerek, asgari 30,00-YTL olduğunda banka hesaplarına çekme hakkı verileceği, ödenecek olan bu paralarla ilgili olarak herhangi bir tevkifat yapılıp yapılmayacağı ile katma değer vergisine tabi olup olmayacağı hususlarında tereddüt hasıl olduğundan başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.
Konu ile ilgili olarak Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğünün 08.06.2007 tarih ve KDV-MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.4.25-33436/4639 sayılı yazısında belirtilen görüşleri de dikkate alınarak gerekli açıklamalar aşağıda yapılmıştır.
Bilindiği üzere, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde; kurumlar vergisinin bir hesap dönemi içinde elde edilen safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazancın tarifinin yapıldığı 37. maddesinde; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 40. maddesinde; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, 1. bendinde; “Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin” safi kazancın tespitinde indirilebileceği belirtilmiştir.
Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında sayılan kanunen kabul edilmeyen giderler dışında kalan ticari organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerdir ve bunlara işletme gideri de denilebilir.
Bir masrafın genel gider adı altında masraf yazılabilmesi için, genel giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması, masrafla iş arasında açık, güçlü bir illiyet bağının mevcut olması, masrafın işin önemi ölçüsünde yapılmış bulunması gerekmektedir.
Anılan Kanunun bilanço esasında ticari kazancın tespiti ile ilgili 38. maddesinde de,
“Bilanço esasına göre ticari kazanç teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce;
1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir. 2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41. maddeleri hükümlerine uyulur….” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm gereğince safi kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesindeki giderler, hasılattan indirim konusu yapılmaktadır. Yine, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 192. maddesinin 4. fıkrasında da, aktif toplamı ile borçlar arasındaki farkın müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (özsermayeyi) teşkil edeceği belirtilmek suretiyle kazancın tespitinde tahsil değil, tahakkukun esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun tam mükellef gerçek kişilerin peşin vergileme sistemine ilişkin 94. maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri , iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü yer almış tevkifata tabi ödemeler maddede bentler halinde tadadi olarak sıralanmış internette reklam maksatlı site ziyaretçilerine ziyaret sürelerine ilişkin yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmamıştır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesi ile ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabi tutulmuş, aynı maddenin 2’nci fıkrasında ise ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi Kanunu’na göre, Gelir Vergisi Kanunu’nda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Kanunun 4. maddesi ile hizmet, “Teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler” olarak tanımlanmış ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşeceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”,
231/5. maddesinde de; “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.” Hükümleri yer almaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, reklam veren müşteriler için oluşturulan web sitelerine internet aracılığı ile sanal ortamda belli bir süre bağlanmaları için üyelik mukabili gösterecekleri banka hesaplarına belli bir tutarı aşması halinde çekme hakkına karşılık site ziyaretçilerine yapılan ödemeler tevkifata tabi olmadığı gibi bu ödemeler karşılığı reklam veren müşterilere komisyon ve masraflar karşılığı düzenlenen fatura mukabili tahakkuk eden tutarların gelir unsuru olarak belli bir tutarı aşması halinde site ziyaretçilerine firmanızca yapılan ödemelerin de belgelendirilmesi halinde (banka havale veya EFT dekontu) maliyet unsuru olarak dikkate alınması olanaklıdır.
Buna göre, reklam veren müşteriler için oluşturulan web sitelerine internet aracılığı ile sanal ortamda belli bir süre bağlanmaları için üyelik mukabili gösterecekleri banka hesaplarına belli bir tutarı aşması halinde çekme hakkına karşılık site ziyaretçilerine yapılan ödemeler her hangi bir teslimin veya hizmetin karşılığı olmadığından katma değer vergisine tabi olmayacaktır.
Diğer taraftan, firmanızca reklam veren şirketlerden tahsil edilen, site ziyaretçilerine yapılan ödemeler ile komisyon ve masraflar üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmekte olup, yapmış olduğunuz bu faaliyet ticari faaliyet kapsamında değerlendirildiğinden genel oranda katma değer vergisi hesaplanacağı tabiidir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
|
|
|
Başkan a. |
|