|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.l6.01/KVK-6-Konu : Sağlık ve sigorta kurumları ile anlaşmalı verilen sağlık hizmetleri karşılığı düzenlenen fatura karşılığı yapılan kesintili ödemeler hak.
… Çapa – İstanbul
İlgi :...06.2007 tarihli dilekçeniz Başkanlığımız Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğüne verilen ve konusu itibarıyle Müdürlüğümüze intikal ettirilen ilgi dilekçeniz incelenmiş olup aşağıdaki hususların belirtilmesine gerek duyulmuştur. Bilindiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6.maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38.maddesi ile “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır” hükmü getirilmiştir. Ticari kazanç sahibinin aktif toplamı ile borçlar arasındaki fark, müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (özsermayeyi) teşkil etmekte olup, kazancın tespitinde tahsil değil, tahakkukun esası benimsenmiştir. Öte yandan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “mükellef ve vergi sorumlusu” başlıklı 8. maddesiyle vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm ve açıklamalara göre SSK ve Emekli Sandığı hastalarına verilen sağlık hizmetleri karşılığı düzenlenen fatura karşılığı bu kurumların kesinti yapmak suretiyle ödeme yapmalarında tahsil edilen değil tahakkuk eden tutarların (kesilen fatura tutarları olup fatura tutarlarında bir değişikliğe gidilmiş ise düzeltilmiş değerin) kazancınızın tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca kazancın tespitinde gelir unsuru olarak kayıtlara intikal ettirilen eksik tahsil edilen tutarların gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamayacağı gibi zarar olarak indirim konusu yapılması da olanaklı değildir. 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesinde Türkiye’de ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olduğu, Kanunun 10/a maddesi hükmüne göre, vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla meydana gelmektedir. Malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle de vergiyi doğuran olayın meydana geleceği, Kanunun 10/b maddesiyle hükme bağlanmıştır. Kanunun 20. maddesinde de, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamının ifade edileceği,
Aynı Kanunun 29. maddesi gereğince indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların, kanuni deftere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği, Kanunun “Matrah ve İndirim Miktarlarının Değişmesi” başlıklı 35. maddesinde “Malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi, bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltir. Şu kadar ki, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şarttır” hükmü yer almaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere Katma Değer Vergisi’nde, vergiyi doğuran olay bedelin tahsil edilmesi ile ilişkilendirilmemiş olup, malın teslimi veya hizmet ifasının tamamlanması esas alınarak vergileme yapılmaktadır. Buna göre, vergiyi doğuran olay tarafınızdan hastalara sağlık hizmeti verildiği anda gerçekleşmiş olacağından hizmet bedelinin ödenmediği gerekçesi ile ilgili dönemde beyan edilen katma değer vergisinin matrahında herhangi bir değişiklik yapılması söz konusu olmayacaktır. Öte yandan, tarafınızdan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenen faturaların kamu kurumlarınca şekli açıdan kabul edilmemesi mümkün değildir. Ancak, hizmetten yararlanan hastaların sağlık kuruluşuna başvuru evraklarında herhangi bir eksiklik bulunması halinde bunların tamamlatılması yoluna gidilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tarafınızdan verilen sağlık hizmetlerine ait bedellerin hizmetten yararlananların bağlı olduğu kamu kurumlarından tahsil edilememesi halinde, tahsil edilemeyen tutarların hizmetten yararlanan hastalardan tahsili yoluna gidileceği tabiidir. Diğer taraftan, kamu kurumları tarafından fiyat değişikliği nedeniyle geri gönderilen fatura iadelerinde matrahın değişmesi söz konusu olduğundan bu işlemde Kanunun “Matrah ve İndirim Miktarlarının Değişmesi” başlıklı 35. maddesinin uygulanması mümkün bulunmaktadır. Bu durumda fatura iadeleri aynı dönemde gerçekleşiyorsa fatura iptal edilmek ve yenisi düzenlenmek suretiyle işlem düzeltilmelidir. Ancak, fatura iadesi sonraki dönemlerde yapılıyorsa bu takdirde işlem işin mahiyetine göre düzeltilmelidir. - Karşı taraf fatura düzenliyorsa, düzeltme iade faturasıyla olmalı, - Karşı taraf fatura düzenlemiyorsa, gider makbuzu ile düzeltilmelidir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
|
|
|
|
Başkan a. |