T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

    

 

   

 

 

 

Sayı  : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-17/7701       

 

Konu:  Tasfiye dönemleri ve zarar mahsubu hk.     

            

 

 

 

……………………

/İSTANBUL

 

 

İLGİ :a)….06.2007 tarih ve ……sayılı dilekçeniz.

          b)…/07/2007 tarihli dilekçeniz.

          c)…./07/2007 tarih ve ….. sayılı yazımız.

 

İlgi (a) ve (b)’de kayıtlı dilekçelerinize istinaden ilgi (c)’de kayıtlı özelgemiz ile cevap verilmiştir. Öte yandan, kurumunuza verilen söz konusu özelgenin bir örneği 30/07/2007 tarih ve 15902 sayılı yazımız ile incelenmek üzere Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na sunulmuş olup, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 03/10/2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.03.50/5030-14/87036 sayılı cevabi yazıda,

“…Başkanlığınızca Tasfiye Halinde ……………… tayin olunan …./07/2007 tarih ve …………sayılı özelgenin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesi Başkanlığımızca uygun bulunmuştur.

 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında,

 “Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur.

a) Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır.

b) Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder.

c) Tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve anılan dönemlerde fazla ödenen vergi mükellefe iade edilir.

...” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm uyarınca, tasfiyeye giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olacaktır. Tasfiye dönemi kurumun tasfiye haline girdiği tarihten başlamakta, bu tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı müstakil bir tasfiye dönemi sayılmaktadır. Dolayısıyla, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ayrı bir vergilendirme dönemi, bu dönemden sonraki her takvim yılı da bağımsız bir vergilendirme dönemi olmaktadır.

Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin zararlar ayrı ayrı gösterilmek ve beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararların kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, Tasfiye Halinde ……………….’nin 2001 yılına ilişkin zararı sadece 2002, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin olarak beyan edilen kazançtan mahsup edilebilecek olup tasfiyenin 2006 yılından sonra sonuçlanması halinde, tasfiye dönemi sonunda oluşan kardan mahsup edilmesine imkan bulunmamaktadır.” denilmektedir.

 Bilgi edinilmesi ile Gelir İdaresi Başkanlığı özelgesinde yapılan açıklamaların dikkate alınmasını rica ederim.

 

 

 

 

 

      

                                                                                                                                                                 

 

Başkan a.
Grup Müdür V.