T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

    

 

 

Sayı    : B.07.1 .GİB.4.34.l6.01/KVK-30

Konu: Yurt dışından Know How (Teknik Bilgi) hizmeti alınması,

 

 

….

Merter/İSTANBUL

 

İlgi:… tarihli dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı Başkanlığımıza sunulan dilekçenizde; …Vergi Dairesi Müdürlüğünün …. sicil numaralı mükellefi olduğunuzu, Sinop-Gerze’de kurulu fabrikanızda metalize sim ipliği imalatı yaptığınızı, firmanızın imalatta kullandığı reçine yapımına ilişkin yurtdışından know how (teknik bilgi) hizmeti alacağını, buna ilişkin yurtdışı firma yetkililerinin fabrikanıza bizzat gelip konu ile ilgili personelinizi eğiteceği ve bilgi aktarımı yapacağından dolayı bu hizmete ilişkin Kurumlar ve Katma Değer Vergisi Kanunları  açısından yükümlülüklerinizin neler olacağını sormaktasınız.

Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinin birinci fıkrasıyla,  fıkranın bentlerinde yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlandıktan sonra, maddenin “5” numaralı bendinde; “Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı (İhtira beratının mucitleri veya kanunî mirasçıları tarafından kiralanmasından doğan kazançlar, serbest meslek kazancıdır.), alameti farika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar (Bu hakların kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri de gayrimenkul sermaye iradı sayılır.)” hükmüne yer verilmek suretiyle, bu bentte yazılı hakların birinci fıkrada yazılı kişiler tarafından kiralanması sonucu elde edilen iradın gayrimenkul sermaye iradı olduğu kabul edilmiştir.    

Metin Kutusu:        
 
 
 
 
 
 
 
     .

 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Dar mükellefiyette vergi kesintisi” başlıklı 30’uncu maddesinin birinci fıkrasıyla; dar mükellefiyete tâbi kurumların bu fıkranın bentlerinde yazılı kazanç ve iratlarının, söz konusu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenlerce % 15 oranında kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulması gerektiği, ikinci fıkrasıyla da; ticarî veya ziraî kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kişilerce % 15 (2006/11447 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/01/2007 tarihinden geçerli olmak üzere %20) oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Metin Kutusu:  

 

Görüleceği üzere, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yukarıda yer verilen madde hükmünde, telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzerleri için bir nitelik tanımlamasında bulunulmuş ve bunların “gayrimaddi hak” olduğu vurgulanmıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nda ise benzeri hakların kiraya verilmesinden elde edilen iradın gayrimenkul sermaye iradı olduğu kabul edilmektedir.   

 

Diğer taraftan, anılan Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla, Kanunun 1’inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilecekleri hükme bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç veya iratlar ile gelir unsurları sayıldıktan sonra, dördüncü fıkrası ile de söz konusu kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimi temsilci bulundurulması konularında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağına hükmedilmiştir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 7’nci maddesinde, dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye'de elde edilmesi hususuna açıklık getirilirken, kazanç ve irad baz alınmak suretiyle Türkiye’de elde edilmiş sayılma şartları sıralanmış olup, maddenin birinci fıkrasının “5” numaralı bendi gereğince, gayrimenkulün Türkiye'de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye'de kullanılması veya Türkiye'de değerlendirilmesi halinde, gayrimenkul sermaye iradı Türkiye’de elde edilmiş sayılacaktır.

Ayrıca anılan maddenin son fıkrasıyla, “Bu maddenin 3'üncü, 4'üncü, 5'inci ve 7'inci bentlerinde sözü edilen değerlendirmeden maksat, ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa, Türkiye'de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır.” şeklinde belirlemede bulunulmuştur.

Metin Kutusu:        
 
 
 
 
 

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinde de “iş yeri” ve “daimi temsilci” kavramları üzerinde durulmuş ve Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde yazılı “iş yeri”nin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tayin olunacağı, aynı maddede yazılı “daimi temsilci”nin, bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına muayyen veya gayrimuayyen bir müddetle veya müteaddit ticari muameleler ifasına yetkili bulunan kimse olduğu belirlendikten sonra, üçüncü fıkranın bentlerinde yazılı kimselerin başkaca şartlar aranmaksızın temsil edilenin daimi temsilcisi sayıldığı ve bir kimsenin birkaç kişiyi aynı zamanda temsil etmesinin, daimi temsilcilik vasfını değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Metin Kutusu:  

 

Öte yandan, dar mükellefiyette Türkiye’de ticari veya zirai bir faaliyetin yapıldığı ve bu faaliyetlerin oluşturduğu işletme bünyesinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yazılı kazanç unsurları elde edildiği hallerde de söz konusu fıkra hükmü kapsamında tevkifat yapılması gerekmektedir.

 

Tevkifat yapılması bakımından dar mükellef kurumun Türkiye’de ticari ve zirai bir faaliyetinin olup olmamasının ve stopaj konusu kazanç ve irat unsurunun bu faaliyetler çerçevesinde elde edilip edilmemesinin önemi bulunmamakta, kazanç unsurunun niteliği önem taşımaktadır. Bu durumda, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tevkifat yapılabilmesi için, dar mükellef kurumlara anılan maddede sayılan nitelikteki kazanç ve iratların ödenmesi yeterli bulunmaktadır.        

Bu bağlamda, tarafınızdan yurt dışındaki bir firmadan alınacak “know how” (teknik bilgi) hizmeti karşılığındaki gayrimaddi hak ödemesinin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 01/01/2007 tarihinden geçerli olmak üzere % 20 oranında kurumlar vergisi kesintisine tâbi tutulması gerektiği açıktır.

Ancak, know how hizmetinin alınacağı yabancı ülke ile Türkiye arasında gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının mevcut olması durumunda bu anlaşmanın gayrimaddi hak bedeli faaliyetlerine ilişkin düzenlemelerinin de dikkate alınması gerekmektedir.

Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1.’nci maddesi ile, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler 1/2 maddesinde ise her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ne  tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Kanunun 6. maddesinde; “İşlemlerin Türkiye’de yapılması; Hizmetin Türkiye’de Yapılması veya Hizmetten Türkiye’de Faydalanılmasını ifade ettiği hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 8. maddesinde mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işi yapanların verginin mükellefi olduğu 9/1. maddesinde ise mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, iş yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanların verginin ödenmesinden sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu kapsamdaki  sorumluluk uygulaması, mükelleflerin katma değer vergisi sorumluluğunu gerektiren işlemlerin bulunduğu dönemlerde geçerli olacak sorumluluk işlemlerinin bulunmadığı dönemlerde geçerli olmayacaktır.

Buna göre; Sinop Gerze’de kurulu söz konusu fabrikanın imalatında kullanılan reçine yapımına ilişkin yurtdışından alınan teknik bilgi (Know How) hizmetinden Türkiye’de faydalanıldığından bu hizmet genel oranda KDV’ne tabi olacak, hesaplanan vergi sorumlu sıfatı ile 2 no.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilip ödenecek ve aynı döneme ait 1 no.lu KDV Beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

        

                                                                                                                                                                 

 

   Başkan a.

   Grup Müdür V.