T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

    

 

 

Sayı    : B.07.1 .GİB.4.34.l6.01/GVK-94/11

Konu : Şirket tarafından çiftçilere civciv olarak verilen hindi palazlarının yetiştirildikten
sonra tekrar şirkete geri  alınıp şirket  tesislerinde kesim, parçalama, şoklama gibi
 aşamalardan geçirilerek sonra toptan satışı halinde tarafınıza yapılan ödemelerden
tevkifat yapılıp yapılmayacağı hk.

 

…..

Üsküdar/İSTANBUL

 

İlgi   :  Tarihsiz dilekçeniz.

 

            İlgide kayıtlı dilekçenizde; …. Dairesi Müdürlüğü’nün ….vergi numaralı mükellefi bulunduğunuzu, şirketinizin beyaz hindi eti üretimi ve pazarlama işi ile iştigal ettiğini, satın aldığınız 1 günlük hindi palazlarının gerekli yem, ilaç temin edilmek, sıhhi bakımları tarafınızdan yapılmak suretiyle  kümes sahibi çiftçilere verilerek yetişmelerinin sağlandığı ve bu hizmetleri karşılığında da vergi mükellefi olmayanlara müstahsil makbuzu düzenlenerek stopaj yapmak suretiyle, vergi mükellefi olanlara fatura karşılığında ödeme yaptığınızı, kesim vakti gelen hindileri Adapazarı’ndaki şirket tesislerinizde kesim, parçalama, şoklanma gibi muhtelif aşamalardan sonra toptan olarak kasap, otel vb. yerlere veya ihale suretiyle askeri kurumlar vb. kuruluşlara fatura karşılığı satmakta olduğunuzu ve teslimat işlemlerinin de yine şirketiniz araçlarıyla yaptığınızı belirterek şirketinizce yapılan hindi eti satışları için tarafınıza yapılan ödemeler üzerinden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususlarını sormaktasınız.

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 52. maddesinde; “Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.

            ...

            Mahsullerin değerlendirilmeleri maksadiyle ve zirai istihsale müteferri olarak işlenmesi de zirai faaliyete girer. Ancak, bu ameliye, aynı teşebbüsün cüz'ünü teşkil eden bir işletmede vukua geliyorsa, bu ameliyenin zirai faaliyet sayılabilmesi için işletmenin sınai bir müessese ehemmiyet ve genişliğinde olmaması ve faaliyetini, cüz'ünü teşkil ettiği teşebbüsün mahsullerine hasretmesi şarttır.

            Satışların dükkan ve mağaza açılarak yapılması halinde, mahsullerin dükkan ve mağazaya gelinceye kadar geçirdikleri safhalar zirai faaliyet sahasında kalır. Çiftçiler tarafından doğrudan doğruya zirai faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerinin tedviri için açılan yazıhaneler, faaliyetleri bu mevzua münhasır kalmak şartıyle dükkan ve mağaza sayılmaz.

            Yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere de mahsul denir.

            Kollektif şirketlerle adi veya eshamlı komandit şirketler zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmazlar. Zirai faaliyetle iştigal eden kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirket kârından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir...” hükmü yer almaktadır.

            Öte yandan,  “Vergi tevkifatı” başlıklı 94.maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

            .....

            11. (4108 sayılı Kanunun 23. maddesiyle değişen bent Yürürlük; 1.8.1995) Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden;   

            a) Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri için,

            i) Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınanlar için (2003/6577 sayılı BKK ile % 1. Yürürlük: 01.01.2004),

            ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için (2003/6577 sayılı BKK ile % 2. Yürürlük: 01.01.2004),

            b) Diğer ziraî mahsuller için,

            i) Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zirai mahsuller için (2003/6577 sayılı BKK ile % 2. Yürürlük: 01.01.2004),

            ii) (i) alt bendi dışında kalanlar için (2003/6577 sayılı BKK ile % 4. Yürürlük: 01.01.2004),

            c) Ziraî faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetler için,

            i) Orman idaresine veya orman idaresine karşı taahhütte bulunan kurumlara yapılan ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ürünlerin toplanması, taşınması ve benzeri hizmetler için (2003/6577 sayılı B.K.K. ile %2 Yürürlük; 01.01.2004),

            ii) Diğer hizmetler için (2003/6577 sayılı B.K.K. ile %4 Yürürlük; 01.01.2004)” oranında vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

            Diğer taraftan, 164 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, zirai ürünlerin alım bedelleri üzerinden yapılacak gelir vergisi tevkifatı konusunda uyulacak esaslara ilişkin açıklamalar yer almakta olup, söz konusu tebliğin “2 No.lu Destekleme Alımı Yapmayan, Ancak Zirai Ürün İşleyen veya İmalatçı Olmamakla Beraber Zirai Ürün Alımında Bulunan Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yapacakları Gelir Vergisi Tevkifatı ve Müteselsil Sorumluluk” başlıklı bölümünde,  

.           “Destekleme alımı yapmayan ancak, zirai ürün işleyerek imalat faaliyetinde bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile imalatçı olmamakla beraber zirai ürün alım veya satımında bulunan kamu kurum ve kuruluşları da zirai ürün alımlarında gelir vergisi tevkifatı yapmak zorundadırlar.

Bu kuruluşların zirai ürünlerle ilgili gelir vergisi tevkifatını yapmamaları halinde, ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından kendileri sorumlu olacaklardır. 3 No.lu “Tevkifat Yapmak Zorunda Olan Kamu Kurum ve Kuruluşları Dışındaki Kurum, Kuruluş ve Kişilerce Zirai Ürün Alımında Yapılacak Gelir Vergisi Tevkifatı ve Müteselsil Sorumluluk”başlıklı 3.bölümünde; Gelir Vergisi Kanunu’nun  94.maddesi gereğince tevkifat yapmak zorunda olanlar sayıldıktan sonra;  

            “Aynı fıkranın 13 numaralı bendinde ise, çiftçilerden satın alınan zirai ürünlerin alış bedelleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

            Bu hükümlere göre, yukarıda sayılan kurum, kuruluş ve kişiler; çiftçilerden satın aldıkları zirai ürünler için yaptıkları ödemelerden (avans olarak ödenenler dahil) tevkifat yapmak zorundadırlar. Ancak, bu tevkifatın yapılmaması halinde, ürünü çiftçiden satın alanın sorumluluğu olmakla birlikte, bu ürünün daha sonraki safhalarda alım-satımına taraf olanlar da tevkif yoluyla ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından müteselsilen sorumlu olacaklardır. Diğer bir anlatımla, zirai ürünlerin çiftçi dışındaki kişilerden satın alınması halinde, ürünü satın alanlar, bu ürünlerle ilgili gelir vergisi tevkifatının yapıldığına kanaat getirirlerse, gelir vergisi tevkifatını yapmayabileceklerdir. Bu durumda, tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından müteselsilen sorumlu olacaklardır. Ancak, mükellefler müteselsil sorumluluğun dışında kalmayı tercih ettikleri takdirde, zirai ürünü kimden satın almış olursa olsunlar, gelir vergisi tevkifatı yaparak ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.”aynı Tebliğin “4. 5590 Sayılı Kanuna Göre Kurulmuş Bulunan Ticaret Borsalarında Tescil Ettirilerek Satın Alınan Zirai Ürün Bedellerinden Yapılacak Gelir Vergisi Tevkifatı ve Müteselsil Sorumluluk” başlıklı bölümünde ise;  

5590 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan Ticaret Borsalarında Borsada İşlem gören zirai ürünlerin tescil ettirilerek çiftçi dışındaki kişi ve kuruluşlardan satın alınması halinde, Borsada,tescil ettirilerek satın alınan zirai ürünler için, satın alanların müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Borsada tescil ettirilerek, çiftçilerden satın alınan zirai ürün bedelleri üzerinden tevkif edilerek vergi dairelerine ödenmesi gereken vergiden, Borsalar, yöneticileri ve zirai ürünü satın alanlar müteselsilen sorumlu olacaklardır.

Öte yandan, bu Tebliğin 1, 2 ve 3. bölümlerinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların; çiftçi dışında kalan kişi, kurum ve kuruluşlardan, 5590 sayılı Kanuna göre kurulmuş bulunan Ticaret Borsalarında tescil ettirerek satın aldıkları zirai ürün bedelleri üzerinden, gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve müteselsilen de sorumlu olmayacaklardır. Ancak; söz konusu zirai ürünlerle ilgili olarak daha önce çiftçiden satın alınması esnasında gelir vergisi tevkifatının yapılmamış olması halinde, tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından tescil işlemini yapan borsalar, borsaların yöneticileri ve vergisi tevkif yoluyla ödenmeyen zirai ürünü Borsaya getirenler de müteselsilen sorumlu olacaklardır. “açıklamaları yer almaktadır.

 

            Diğer taraftan, 188 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “Zirai Ürün Bedelleri İle Zirai Faaliyet Kapsamında İfa Edilen Hizmet Bedelleri Üzerinden Yapılacak Vergi Tevkifatı” başlıklı 2.bölümünde;

            “bb) Diğer Hizmetler Karşılığında Yapılan Ödemeler Üzerinden Tevkif Edilecek Gelir Vergis :

            Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52. maddesinin birinci fıkrasında, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında da zirai faaliyetin tanımı yapılmıştır. Söz konusu fıkraya göre zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların ürünlerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları veya yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade ettiği belirtilmiş; aynı maddenin yedinci fıkrasında da yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelerin zirai işletme olduğu, bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dahil) vergiye tabi olsun veya olmasınlar çiftçi denileceği hükme bağlanmıştır.

            Ayrıca, Gelir Vergisi Kanununun 70.maddesinin son fıkrasında da zirai faaliyete bilfiil iştirak etmeksizin sadece üründen pay alan arazi sahiplerinin bu gelirlerinin gelir vergisi uygulamasında gayrimenkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiştir.

            Bu hükümlere göre; arazi sahiplerinin zirai faaliyete bilfiil iştirak etmeksizin üründen pay almak suretiyle yaptıkları kiralama hizmetleri hariç olmak üzere, çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını kiralamaları veya çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını el emekleriyle birleştirmek suretiyle, diğer kişilere yapmış oldukları hizmetler, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul edilecektir.

            Bu kapsama giren ve yukarıda ("ba" bölümünde) belirtilen hizmetler dışında kalan hizmet bedelleri üzerinde % 4 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

            ÖRNEK 1 :

            (A) Anonim Şirketi, kendisi için piliç yetiştirilmesi konusunda çiftçi (B) ile anlaşmış ve bu kişiye civciv, yem, ilaç gibi üretici girdilerini sağlamıştır. Çiftçi (B), sahip olduğu kümesini ve el emeğini kullanmak suretiyle piliç yetiştiriciliği konusunda (A) Anonim Şirketine zirai faaliyet kapsamında hizmet ifa etmiştir.

            Bu iş karşılığında, Çiftçi (B)'ye 80.000.000 lira hizmet bedeli ödenmiştir.

            (A) Anonim Şirketi, bu ödeme üzerinden (80.000.000 x % 4=) 3.200.000 lira gelir vergisi, hesaplanan gelir vergisi üzerinden de (3.200.000 x % 10=) 320.000 lira fon payı tevkifatı yapacaktır. Tevkif edilen bu vergi ve fon payının süresi içinde muhtasar beyanname ile beyan edilerek ödeneceği tabiidir… ” açıklamaları yer almaktadır.

            Konu ile ilgili olarak bağlı bulunduğunuz vergi dairesi ile yapılan yazışma sonucu alınan cevabi yazıdan; et ve et ürünleri perakende ticareti ile iştigal etmek üzere 18/11/2003 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiğiniz, İstanbul Ticaret Borsası’nın 27/03/2007 tarih ve 2901 genel, 168 özel sayılı yazılarında, yapılan piyasa araştırması neticesinde borsa maddeleri üzerine borsa dışında alım-satım yaptığı tespit edilen ve bu işlemlerini borsaya tescil ettirmediği saptanan firmaların tescile davet edildiği, tescil yaptırmakta direnen firmalar için resen tescil işleminin yapılarak tahakkuk eden alacağın icraya verildiği belirtilerek,   ancak 164 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca tespit edilen mükelleflerin tevkifat yapıp yapmadığını araştırmak ve tahsil etmek olanaklarının bulunmadığından bahisle gerekli incelemenin yapılabilmesi için tespit edilen firmaların bir listesinin gönderildiği, ekli listede yer alan şirketinizin İstanbul Ticaret Borsası’na verdiği 29/12/2006 tarih ve 20050 sayılı Kanatlı Hayvan Et beyannamesindeki bilgilere istinaden, beyannamede bildirdiğiniz birim fiyatı 5,75.-YTL’den  33.804 kg olmak üzere toplam  194.373,00.-YTL tutarında muhtelif kişilere sattığınız hindi etine ait 164 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca tevkifat yapılıp yapılmadığına, yapılmış ise ödeme makbuzlarının ibrazına  ilişkin olarak vergi dairesince 09/05/2007 tarih ve 13262 sayılı yazıyla tarafınızdan bilgi istendiği, söz konusu yazıya istinaden 24/05/2007 tarih ve 32197 sayılı dilekçenizle, “firmanızın çiftçiden satın aldığı malı işleyip satan tedarikçi firma olmayıp, bizzat ürettiği malları hakiki veya hükmi şahıslara satan üretici firma niteliğinde olduğundan bahsi geçen malların çiftçiden alınması ve 164 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği gereğince herhangi bir stopaja tabi olmasının mevzubahis olmadığı, satışlarınızın ise tamamen fatura karşılığı katma değer vergisi dahil olarak hakiki ve hükmi şahıslar ile taahhütleriniz nedeniyle askeri kurumlara yapıldığı, herhangi bir tevkifat yapılmadığı” hususunda bilgi verdiğiniz anlaşılmaktadır.   

            Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketinize ait hindi palazlarının kümes sahibi çiftçilerce yetiştirilmesi ve hindi haline getirilmesi zirai faaliyet kapsamında bir hizmet olup, (gerekli yem, ilaç, sıhhi bakımlarının şirketiniz veya kümes sahibi çiftçiler tarafından üstlenilmesi durumu değiştirmemektedir.) bu hizmet dolayısıyla şirketinizce yapılan ödemelerden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesinin 11/c bendi uyarınca tevkifat yapılması gerekmektedir. Öte yandan, kümes sahibi çiftçilere yetiştittirilerek kesilecek büyüklüğe getirilen hindilerin  şirketinize ait tesislerde kesim, parçalama ve şoklama gibi muhtelif aşamalardan geçerek satışa sunulması faaliyeti imalat faaliyeti olup,  istihsal olunan hindilerin satışı halinde ise gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek yoktur. Ancak satışı yapılan ve resen İstanbul Ticaret Borsası tarafından tescil edilen hindilerin,  şirketinizce imal edilmeyip çiftçiden satın alınmış olması halinde çiftçiden alımı sırasında ödenmeyen gelir vergisi tevkifat tutarı ile  buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından şirketinizle birlikte İstanbul Ticaret Borsası, Borsanın yöneticileri de müteselsilen sorumlu olacaklardır.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

                

                                                                                           

 

   Başkan a.

   Grup Müdür V.