|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-42/Konu : Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinden alınan hak ediş ödemelerinin bankalarda değerlendirilmesi sonucu alınan faiz ve repo gelirlerinin hangi yılda beyan edileceği hk.
… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :… tarih ve …sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınızın incelenmesinde, yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan mükelleflerinizin kurumlar vergisi beyannameleri ekinde vermiş oldukları tevkifat listelerinin incelenmesinde söz konusu mükelleflerin bankalardan elde ettikleri mevduat faizleri ile repo gelirlerinden kesilen vergileri de tevkifat listelerine dahil ettikleri, konu ile ilgili yapılan araştırmada mükelleflerinizin hakediş bedellerini bankalarda değerlendirmeleri sonucu söz konusu faiz ve repo gelirlerini elde etmeleri nedeniyle anılan faiz ve repo gelirlerini yıllara yaygın inşaat ve onarım işinin bitirildiği dönem beyannamesine dahil ettiklerinin anlaşıldığı belirtilerek, söz konusu faiz ve repo gelirlerinin yıllara sari inşaat işinin bir unsuru olarak değerlendirilerek inşaat işinin bitiminde beyan edilip edilmeyeceği ile yıllara sari inşaat işinin unsuru sayılmaması durumunda dönem geliri kabul edilerek beyan edilmesi halinde mükelleflerin bu gelirlerinden yapılan vergi kesintilerinin mahsup edilip edilemeyeceği konularında görüşümüz sorulmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42.maddesinde “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işlerinden kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir. Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılının takip eden yılın Mart ayının onbeşinci günü akşamına kadar vermeye mecburdurlar.” hükmü yer almıştır. Öte yandan, aynı Kanunun 44. maddesinde, “İnşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarih; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih bitim tarihi olarak kabul edilir...” hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75’inci maddesinde, “Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır. Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır: … 7. Mevduat faizleri (Bankalara, bankerlere, tasarruf sandıklarına, tevdiat kabul eden diğer müesseselere yatırılan vadeli, vadesiz paralara ödenen faizler, bunlar dışında kalan kişi ve kuruluşlardan devamlı olarak para toplama işi ile uğraşanların her ne şekil ve ad altında olursa olsun toplanan paralara sağladıkları gelirler ve menfaatler ile bankalar ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasasında değerlendirilen paralara ödenen faizler de mevduat faizi sayılır.); … 12.Faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kâr payları ile kâr, ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr payları ve özel finans kurumlarınca kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları. … 14. Bu maddenin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan menkul kıymetleri geri alım ve satım taahhüdü ile iktisap veya elden çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler. … Yukarıda yazılı iratlar, bunları sağlayan sermaye sahibinin ticari faaliyetine bağlı bulunduğu takdirde, ticari kazancın tespitinde nazara alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun Geçici 67.maddesinde; Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla; a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark, b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark, c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan), d) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar.(5527 sayılı Kanunun 1/a maddesiyle eklenen cümle. Yürürlük; 07.07.2006)Dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar için bu oran %0 olarak uygulanır. … 4) Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98 inci ve 119 uncu maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94 üncü madde veya Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz. 5) Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi ya da dar veya tam mükellef olması, vergi mükellefiyeti bulunup bulunmaması, vergiden muaf olup olmaması ve elde edilen kazancın vergiden istisna olup olmaması (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca yapılacak tevkifatı etkilemez. Şu kadar ki, Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan borsa yatırım fonları ve emeklilik yatırım fonlarının elde ettikleri kazançlar üzerinden (1) ve (4) numaralı fıkralar uyarınca tevkifat yapılmaz...” hükmüne yer verilerek, Geçici 67 nci maddenin (4) numaralı fıkrasında yer alan faiz ve repo gelirleri üzerinden, 01/01/2006 tarihinden itibaren ödemeyi yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılması gerektiğine hükmedilmiştir. Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 121.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 34.maddesinde, kesinti yoluyla ödenen vergilerin mahsup edilmesine ilişkin hükümlere yer verilmiş ve konuya ilişkin olarak yayımlanan 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde uygulamaya ilişkin gerekli açıklamalar yapılmıştır. Bu hüküm ve açıklamalara göre, Gelir Vergisi Kanunu’nun 42’nci maddesinde hükme bağlanan yıllara sari inşaat ve onarım işinden elde edilen istihkakların bankalarda değerlendirilmesi sonucu elde edilen menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi açısından söz konusu gelirlerin kaynağının inşaat ve onarma işinden elde edilen istihkaklar olması nedeniyle faiz ve repo gelirlerini inşaat ve onarım işi kazancının bir parçası kabul ederek söz konusu menkul sermaye iratlarının elde edildiği döneme bakılmaksızın inşaat işinin bitiminde beyan edilmesi menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi esasına aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle, yıllara sari inşaat ve onarım işinden elde edilen istihkakların bankalarda değerlendirilmesi sonucunda elde edilen menkul sermaye iratlarının (faiz-repo) inşaat işi dışında elde edilmiş olduğunun kabul edilerek söz konusu gelirlerin yıllara sari inşaat işinin bitimi beklenilmeksizin dönem sonlarında “tahakkuk yoluyla” muhasebe hesapları açısından gelir yazılarak muhasebeleştirilmesi ve beyannameye dahil edilmesi gerekmekte olup, dönem içinde elde edilen menkul sermaye iratlarından yapılan vergi kesintilerinin de beyanname üzerinde mahsup edilmesi mümkündür. Bilgi edinilmesini rica ederim.
|
|
|
|
Başkan a. Grup Müdür V.
|