T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

    

 

 

Sayı   : B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-MÜK-80 -13620-                            

Konu : Değer artış kazancının hesaplanmasında ilk iktisap tarihi olarak  hangi tarihin

            dikkate alınacağı hk.

 

 

……………..

Kadıköy/İSTANBUL

 

İlgi     :…/03/2007 tarihli dilekçeniz.

 

            İlgide kayıtlı dilekçenizde; ………………….. ilçesinde 26/05/2003 tarihinde yapılan ihale sonucunda bir gayrimenkul aldığınızı, ihalenin feshi için dava açıldığı, 21/03/2007 tarihi itibariyle ihale Yargıtay’dan onanarak geldiğinden ancak 27/03/2007 tarihinde tapuyu almaya hak kazandığınızı belirterek söz konusu gayrimenkulünüzü satmanız halinde değer artış kazancının hesaplanmasında ilk iktisap tarihi olarak hangi tarihin dikkate alınması gerektiği hususunu sorumaktasınız.

Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Değer artışı kazancı” başlıklı Mükerrer 80. maddesinde (01/01/2003 tarihinden geçerli olmak üzere) “Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazançlarıdır.

            ...

            6- İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının  (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak (5615 sayılı Kanunla değişik.01/01/2007’den geçerli olmak üzere)beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.)

            Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.

            (5281 sayılı Kanunun 27.maddesiyle değişen fıkra) (01/01/2006 tarihinden geçerli olmak üzere) Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 6.000 Yeni Türk Lirası(259 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2007 yılı için 6.400 YTL.) gelir  vergisinden müstesnadır...” hükmü yer almıştır.

            Diğer taraftan, 04/04/2007 tarih ve 26483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 11.maddesinde;

            “193 sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.

             "GEÇİCİ MADDE 71 – Bu Kanunun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin uygulanmasına ilişkin olarak, 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde sayılan ve 1/1/2007 tarihinden önce iktisap edilmiş olan mal (gerçek usûlde vergilendirilen çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde dört yıllık süre esas alınır."hükmü yer almaktadır.      

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Safi Değer Artışı” başlıklı Mükerrer 81. maddesinde (01/01/2003 tarihinden geçerli olmak üzere) “Değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunur. Hasılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarı Vergi Usul Kanunu’nun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunur.

Maliyet bedelinin mükelleflerce tespit edilememesi halinde maliyet bedeli yerine, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, takdir komisyonlarınca tespit edilecek bedel, kazancı bilanço veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen işletmelerde ise son bilançoda veya envanter kayıtlarında gösterilen değer esas alınır.

            .....      

            Mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedeli, elden çıkarılan mal ve hakların elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilir. (5281 sayılı Kanunun 27.maddesiyle eklenen cümle) (01/01/2006 tarihinden geçerli olmak üzere) Şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olması şarttır.  ” hükmü yer almaktadır.

            213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi kanunlarının uygulanması ve ispat” başlıklı 2.maddesinde;

“          B)İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.

            Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.

            İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” hükmü bulunmaktadır.       

            Bu hüküm ve açıklamalara göre; gayrimenkullerin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl (01/01/2007 tarihinden önce iktisap edinilmiş olması halinde 4 yıl) içinde elden çıkarılmasından doğan kazanç değer artış kazancı olarak vergilendirilecek olup,  gayrimenkulün tapuda adınıza tescil edildiği tarih veya tapuda tescil tarihinden önce fiilen kullanımınıza bırakılmış olması halinde fiilen kullanımınıza bırakıldığı tarihin ilk iktisap tarihi olarak dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla, ihale sonucu uhdenizde kalan gayrimenkulün fiilen kullanımınıza bırakılmış olması halinde 26/05/2003 tarihinin, aksi takdirde tapuda adınıza tescil edildiği 27/03/2007 tarihinin ilk iktisap tarihi olarak dikkate alınması gerekmektedir.

            Öte yandan, birden fazla gayrimenkulün veya gayrimenkullere ilişkin bağımsız bölümlerin, aynı kişiye farklı tarihlerde veya farklı kişilere aynı tarihte satılması veya birbirini izleyen yıllarda satılması durumunda, yapılan satışlar devamlı olarak gayrimenkul alım-satım işiyle uğraşıldığına karine teşkil edeceğinden elde edilecek gelirin Gelir Vergisi Kanunu’nun 37.maddesi hükümleri gereğince “ticari kazanç” olarak vergilendirilmesi gerekeceği de tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.  

 

 

 

        

                                                                                                                                                                 

 

Nusrettin YENER 

   Başkan a.

   Grup Müdür V.