|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Usul Müdürlüğü
SAYI : B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-2/8 20.01.2006/318 KONU: Kanuni temsilcilerin vergi borçlarından sorumluluğu hk.
...................... MÜDÜRLÜĞÜNE
İLGİ: ............ tarih ve .............. sayılı yazınız.
………….Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi ........................... hakkındaki görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.
Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8.maddesinde; “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüb eden gerçek veya tüzel kişidir.
Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefe veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.” hükümleri yer almakta, aynı kanunun 10. maddesinde de; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.
Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm, Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında da uygulanır.
Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.” hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanunun mükerrer 35. maddesi ile tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıf ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Söz konusu hükümler, tüzel kişilerin mal varlıklarından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemde şirketi temsil yetkisi bulunan şahısları müştereken sorumlu tutarak takip ve tahsiline imkan vermektedir.
Bu durumda dilekçe sahibinin temsilci sıfatı olarak vergi borçlarından sorumluluğu bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesi ile görüşümüzle birlikte müdüriyetinizi ilgilendiren hususlar hakkında dilekçe sahibine bilgi verilmesin rica ederim.
…………………. |