T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

               

 

 

 

Sayı  :  B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-30-7346-                                           

Konu :  İspanya’da mukim firmanın      Türkiye’de vermiş olduğu hizmete      ilişkin yapılan

            ödemeler nedeniyle  vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hk.

                       

 

 

…………………….

  Eminönü / İSTANBUL

 

 

İlgi :  ……../11/2006 tarih dilekçeniz.

 

            İlgide kayıtlı dilekçenizde, ………….Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ……………. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, faaliyet konunuz gereği doğalgaz boru hatlarının yön değiştirme işlemlerini yaptığınızı, Ekim ayında Bursa ilinde yapmış olduğunuz doğalgaz hattı bağlantısı için İspanya’nın ……………….. firmasından işçilik hizmeti aldığınızı, söz konusu firmanın Türkiye’de herhangi bir temsilciliği veya şubesi bulunmadığından alınan işçilik hizmetleri nedeniyle yapılan ödemelerden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususunu sormaktasınız.

 

            Bilindiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar, sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.” denilmiştir.  Dar mükellefiyet mevzuuna alınan kurum kazançları aynı maddenin üçüncü fıkrasında bentler halinde sayılmış olup, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkrasında ise, “(4)Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

            (5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.

 

            (6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.” hükmü yer almaktadır.

           

            Buna göre, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayan mükellefler yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmektedir. Eğer Türkiye’de şube ya da temsilci var ise verginin ödenmesinden bunlar sorumlu olmaktadır. Yurt dışındaki firmanın Türkiye’de temsilci bulundurmadan mal veya hizmeti kendisinin satması halinde de bu kurumun dar mükellef olma özelliği değişmeyecek, verginin ödenmesinden mal veya hizmeti alan kurum sorumlu olacaktır. 

           

            Öte yandan, aynı Kanunun 30. maddesinde(01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren madde) ise; “1) Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:

            ...

            b) Serbest meslek kazançları.

            ...

            (10) Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.

            (11) Yapılacak vergi kesintisinde kazanç ve iratlar gayrisafi tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi, fiilen ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.

            (12) Bu Kanuna göre vergi kesintisi yapanlar, yaptıkları vergi kesintisini kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterirler.“ hükümleri yer almaktadır.

           

            Yine Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Muhtasar beyanname” başlıklı 31.maddesinde; “Kanunun 30 uncu maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Muhtasar beyanname konusunda Gelir Vergisi Kanununda belirlenen usûl ve esaslar, bu maddeye göre verilecek muhtasar beyannameler hakkında da uygulanır.” denilmektir.

           

            Kanunun Geçici 1.maddesinin dördüncü fıkrasında ise “(4) Bu Kanunla tanınan yetkiler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından yeni kararlar alınıncaya kadar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5422 sayılı Kanun kapsamında vergi oranlarına ve diğer hususlara ilişkin olarak yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan düzenlemeler, bu Kanunda belirlenen yasal sınırları aşmamak üzere geçerliliğini korur.” hükmü yer almakta olup, 2003/6575 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile dar mükellefiyete tâbi kurumların serbest meslek kazançlarından diğerlerin %22 oranında tevkifat yapılacağı  karara bağlandığından bu oran 5520 sayılı Kanunla belirlenen yasal sınırın altında olduğu ve yeni bir düzenleme yapılmadığı için halen yürürlüktedir.

 

            Buna göre, tevkifat yapılması bakımından dar mükellef kurumun Türkiye’de ticari ve zirai bir faaliyetinin olup olmaması ve stopaj konusu kazanç ve irat unsurunun bu faaliyetler çerçevesinde elde edilip edilmemesinin önemi bulunmamakta, kazanç unsurunun hangi gelir gurubuna girdiği önem taşımaktadır. Yani, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca tevkifat yapılabilmesi için, dar mükellef kurumlara anılan maddede sayılan nitelikteki kazanç ve iratların ödenmesi yeterli bulunmaktadır.

 

            Diğer taraftan, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesinde sayılan "Türkiye'de elde edilen ücretler" bendine 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer verilmemiştir. Yabancı kurumların Türkiye'de ücret geliri elde etmesi, bir mensubunu veya personelini tahsis etmesi, bu şahsın yabancı kurum hiyerarşisine dahil olarak firmaya Türkiye'de hizmet verilmesi veya bu hizmet bedelinin (yurt dışından fatura edilen bedel) Türkiye'de gider yazılması suretiyle olur. Bu şekliyle ücret ile serbest meslek kazancı arasında fark bulunmamaktadır. Dar mükellef kurumun, Türkiye'de hizmet ettiği kurum ya da kişiye bağımlı olmasının mümkün olamayacağı varsayımına dayanılarak, kurumun yalın anlamıyla ücret elde etmesi olanaksızdır. Dolayısıyla bu Kanundan önce ücret kazancı grubunda değerlendirilen kazançların serbest meslek kazancı sayılacağı tabiidir.

            18/12/2003 tarih ve 25320 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 18/12/2003 tarihinde yürürlüğe giren,     01/01/2004 tarihinden itibaren uygulanmakta olan “Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması”nın “Serbest Meslek Faaliyetleri” başlıklı 14.maddesinde de;

 

            “1. Bir Akit Devletin bir gerçek kişisi tarafından serbest meslek faaliyetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde edilen gelir, yalnızca bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:

            a) Bu kişi, bu diğer Devlette bu hizmet veya faaliyetleri icra etmek için sürekli olarak kullanabileceği sabit bir yere sahip ise; veya

            b) Bu kişi, bu diğer Devlette, sözkonusu hizmet ve faaliyetleri icra etmek amacıyla, 12 aylık herhangi bir kesintisiz dönemde, bir veya birkaç seferde toplam 183 gün veya daha fazla kalırsa,

            sözkonusu gelir, aynı zamanda diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.

            Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca sözkonusu sabit yere atfedilebilen gelir, ya da yalnızca bu diğer Devlette bulunulan süre içindeki hizmet veya faaliyetlerden elde edilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

            2. Bir Akit Devlet teşebbüsünün serbest meslek faaliyetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetleri dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnızca bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:

            a) Teşebbüs, bu hizmet veya faaliyetleri icra etmek üzere bu diğer Devlette bir işyerine sahip olursa; veya

            b) Hizmet veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşarsa,

            sözkonusu gelir, aynı zamanda bu diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.

            Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca sözkonusu işyerine atfedilebilen gelir, ya da yalnızca bu diğer Devlette icra edilen hizmet veya faaliyetlere atfedilebilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Her iki durumda da bu teşebbüs, sözkonusu gelir dolayısıyla bu diğer Akit Devlette, bu Anlaşmanın 7 nci maddesi hükümlerine göre vergilendirilmeyi, yani sözkonusu gelir bu diğer Devlette bulunan işyerine atfedilebilirmiş gibi vergilendirilmeyi tercih edebilir. Bu tercih, bu diğer Devletin sözkonusu gelir üzerinden tevkifat suretiyle vergi alma hakkını etkilemeyecektir.

            3. "Serbest meslek faaliyetleri" terimi, özellikle bağımsız olarak yürütülen bilimsel, edebi, artistik, eğitici ve öğretici faaliyetleri, bunun yanısıra, doktorların, avukatların, mühendislerin, mimarların, dişçilerin, muhasebecilerin bağımsız faaliyetlerini ve özel mesleki bilgi ve maharet gerektiren diğer faaliyetleri kapsamına alır.

            …” hükmü yer almaktadır. 

           

            Bu hükümlere göre; firmanıza doğalgaz boru hattı bağlantısı için İspanya’nın ……………. firmasından alınan işçilik hizmetinin serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de faaliyette bulunacak olan İspanya’da mukim firmadan alınacak işçilik hizmetine yapılan ödemelerin Türkiye’de vergilendirilmesi için yukarıda bahsedilen iki koşuldan birinin yerine getirilmesi yeterlidir. Bir başka ifadeyle; İspanya  firmasının Türkiye’de icra edeceği serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri gelirlerin Türkiye’de vergilendirilebilmesi için;

 

               a) İspanya firmasının bu faaliyeti icra etmek üzere Türkiye’de işyerine sahip olması veya,

                   b) İspanya firmasının personeli tarafından Türkiye’de icra edilen faaliyetin süresinin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşması gerekmektedir. Türkiye’de icra edilmeyen serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye’de vergilendirilmesi mümkün olmadığı gibi; Türkiye’de bu faaliyeti yürütmek için personel gönderen İspanya firmasının Türkiye’de işyerinin bulunmaması ve faaliyetin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşmaması halinde de Türkiye’de vergileme yapılmayacaktır. Ancak, bunun için anılan firmanın İspanya’da mukim olduğu bu kazançları üzerinden İspanya’da vergilendirildiğini belgeleyen ve İspanya yetkili makamlarının onay ve imzasını taşıyan belgenin ve Türkçe tercümesinin noterce veya İspanya’daki Türk Konsolosluklarınca tasdikli bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibrazı ile bir örneğinin de Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na göndermesi gerekmektedir.

                İspanya firmasının personelinin Türkiye'de serbest meslek faaliyeti icrası için kaldığı süre herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşarsa veya bu firmanın bu faaliyeti Türkiye’de icra etmek üzere bir işyerinin bulunması halinde yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar uyarınca yapılan ödemelerin gayri safi tutarı üzerinden %22 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.           

                                                                                                                                              

 

Başkan a.
Grup Müdür V.