|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.l6.01/KVK-17-7325Konu : İflas kararı Ticaret Mahkemesi kararı ile kaldırılan şirketin vergilendirilmesi hk.
……………………….DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE
İlgi : …….11/2006 tarih ve 1998/30 sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınızda, … 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/… Esas sayılı dosyasından 19/10/1998 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iflasına karar verilen müflis ………… San. ve Tic. A.Ş. hakkında iflas tasfiyesinin Müdürlüğünüzce yürütüldüğünü, müflis şirket hakkında verilen iflas kararının … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/… Esas sayılı dosyasından 08/11/2006 tarih ve 2006/.. sayılı kararı ile İ.İ.K’nun 182. maddesine göre kaldırıldığını, tasfiye neticelendiğinden tasfiye artığı paraların müflis şirkete iade edileceği, iadesi yapılacak mevcudun içinde 218.711.00.-YTL. araç ve stok satışından elde edilen bedel olduğunu, bunun dışındakilerin kira gelirinden kaynaklandığını belirtip, Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca alınacak bir vergi olup olmadığını sormaktasınız. Bilindiği üzere, 21/06/2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safî kurum kazancı” başlıklı 6. maddesinde(01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21/06/2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir); “(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır. (2) Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır....” denilmiştir. Aynı Kanunun “Beyan esası” başlıklı 14. maddesinde; “(1) Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerir. (2) Her mükellef vergiye tâbi kazancının tamamı için bir beyanname verir. ... (3) Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir....” hükümlerine yer almıştır. Yine aynı Kanunun “Tasfiye” başlıklı 17. maddesinde(01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21/06/2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir), “(1) Tasfiye dönemi: Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur. ...
d) Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Böyle bir durumda, tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olur. Tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçer. Tasfiyesinden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülükleri, tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren başlar. (2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye beyannameleri, tasfiye memurları tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren Kanunun 14 üncü maddesinde yazılı sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir. (3) Bu madde gereğince verilecek olan beyannamelere, bilânço ve gelir tablosu ile tasfiye bilânçosuna göre ortaklara dağıtılan paralar ve diğer değerlerin ayrıntılı bir listesi eklenir. (4) Tasfiye kârı: Tasfiye halindeki kurumların vergi matrahı tasfiye kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır. a) Tasfiye kârı hesaplanırken; 1) Ortaklara veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemeler tasfiyenin sonundaki servet değerine, 2) Mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratlar tasfiye döneminin başındaki servet değerine, eklenir. b) Hisselerine mahsuben ortaklara dağıtılan, satılan, devredilen veya kurum sahibine iade olunan iktisadî kıymetlerin değerleri, Kanunun 13 üncü maddesine göre ve dağıtımın, satışın, devrin veya iadenin yapıldığı gün itibarıyla belirlenir. c) Bu maddeye göre tasfiye kârının hesaplanması sırasında, Kanunun 8, 9, 10 ve 11 inci madde hükümleri de ayrıca dikkate alınır. (5) Servet değeri: Tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilânçosunda görülen öz sermayesidir. Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde izleyen tasfiye dönemlerinin başındaki servet değeri, bir önceki dönemin son bilânçosunda görülen servet değeridir. (6) Aşağıda belirtilenler dışında kalan her çeşit karşılıklar ile dağıtılmamış kazançlar bu sermayeye dahildir: a) Vergi kanunlarına göre ayrılmış olan her türlü amortismanlar ve karşılıklar ile sigorta şirketlerinin teknik karşılıkları. b) Hissedar veya sahip olmayan kimselere dağıtılacak olan kazanç kısmı. (7) Tasfiye memurlarının sorumluluğu: Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun bir karşılık ayırmadan aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. ...” hükümleri yer almıştır. Öte taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 162. maddesinde ise, tasfiye ve iflas hallerinde mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona ermesine kadar devam edeceği ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesinin, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiye veya iflasın kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirmeye mecbur bulundukları hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu hüküm ve açıklamalara göre, kurumların tasfiyesinde ve iflasında vergilemeye ilişkin ödev ve sorumluluklar tamamen kanuni temsilci durumunda olan tasfiye memurları ile iflas masasına yüklenmiştir. Bu itibarla, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun yukarıda belirtilen maddeleri iflasın açılması halinde de geçerli olacak, dolayısıyla tasfiye dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri, herhangi bir ödemenin ve tahakkukun bulunması halinde muhtasar beyannamelerin iflas idaresi tarafından verilmesi gerekmektedir. Ancak, 217 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4.10 bölümünde açıklandığı üzere, tasfiyeye giren kurumlar tasfiyeye girdikleri tarihi ihtiva eden geçici vergilendirme dönem kazançları üzerinden geçici vergi ödeyecekler, bu dönemden sonra geçici vergi beyannamesi vermeyecektir. Diğer taraftan, her hangi bir sebepten dolayı tasfiyeden(iflastan) vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmayacak olup, böyle bir durumda tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olacak, tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen beyannameler normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçecek, tasfiyesinden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülüğü ise, tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren başlayacaktır. Buna göre, …. 5.Asliye Ticaret Mahkemesince 08/11/2006 tarih ve 2006/… sayılı kararı ile iflas kararı kaldırılan …………… San. ve Tic. A.Ş. hakkında tasfiye hükümleri uygulanmayacaktır. Kurumun, geçici vergi yükümlülüğü 08/11/2006 tarihini kapsayan, 10-12/2006 vergilendirme döneminden itibaren başlayacaktır. İflasın kaldırılma kararı, 01/01/2005 tarihinden itibaren geçerli olduğundan, kurumun vergilendirilmesinde bu tarihten itibaren tasfiye dönemi yerine hesap dönemi geçerli olacaktır. Ancak, iflas kararının alındığı 19/10/1998 tarihi ile iflasın kaldırıldığı 08/11/2006 tarihi arasındaki döneme ilişkin vergilerden Kurumlar Vergisi Kanunun 17. maddesinin yedi numaralı fıkrası gereği tasfiye memurları(iflas masası) sorumlu olacaktır. Ancak, gerek tasfiyenin yürütülmesi sırasında müflis şirkete ait menkul malların satışından elde edilen hasılatın gerekse şirkete ait kira gelirlerinin ticari kazanç hükmünde değerlendirilerek kurum kazancına dahil edilip genel esaslara göre beyan edilmesi gerekmektedir. Önceki bölümlerde açıklandığı üzere Kurumlar Vergisi Kanununa göre kar hesap dönemi sonunda belirleneceğinden son hesap dönemi içindeki iflasta gerçekleşen işlemlerde 31/12/2006 tarihinde tespit olunan kar içinde yer alacaktır. Bilgi edinilmesini rica ederim.
|
|
|
Başkan a. |
|
|
|
|