T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

            

   

 

 

 

Sayı  : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-30-7321            

Konu :   Romanya’da mukim firmanın Türkiye’de vermiş olduğu teknik  hizmete ilişkin yapılan ödemeler  nedeniyle vergi kesintisi yapılıp  yapılamayacağı hk.

                       

 

 

………………..

Tuzla / İSTANBUL

 

İlgi :  ……….10/2006 tarih dilekçeniz.

 

            İlgide kayıtlı dilekçenizde, ……….. Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ………………. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, firmanızda istihdam edilen personelin eğitimi için Romanya Cumhuriyeti’nde yerleşik olan ……………….. Ltd şirketiyle firmanız arasında otomotiv sektöründe kalıp üretimi ile ilgili teknik hizmet verilmesi hususunda 1 yıllık sözleşme yapıldığını, ilgili firma çalışanı 19 kişilik bir ekibin Tuzla’daki fabrikanızda ki üretim bandında personelinize teknik eğitim hizmetini vermek amacıyla Türkiye’ye geldiğini ve çalışmaya başlandığını, her döneme ait yapılan işçiliklerin tarafınıza dönemsel olarak fatura edileceğini, ayrıca söz konusu yabancı personelin Türkiye’de konaklama ve barınma masraflarının şirketinizce karşılanacağını belirtip, firmaya yapılması gereken ödemeler ve personelin Türkiye’deki konaklama ve barınma masrafları üzerinden, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa göre tevkifat yapılıp yapılmayacağını sormaktasınız.

            Bilindiği gibi, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar, sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.” denilmiştir. Dar mükellefiyet mevzuuna alınan kurum kazançları aynı maddenin üçüncü fıkrasında bentler halinde sayılmış olup, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkrasında ise, “(4)Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

            (5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.

            (6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.” hükmü yer almaktadır.

            Buna göre, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayan mükellefler yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmektedir. Eğer Türkiye’de şube ya da temsilci var ise verginin ödenmesinden bunlar sorumlu olmaktadır. Yurt dışındaki firmanın Türkiye’de temsilci bulundurmadan mal veya hizmeti kendisinin satması halinde de bu kurumun dar mükellef olma özelliği değişmeyecek, verginin ödenmesinden mal veya hizmeti alan kurum sorumlu olacaktır. 

 

           

            Öte yandan, aynı Kanunun 30. maddesinde(01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 21.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren madde) ise; “1) Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:

            ...

            b) Serbest meslek kazançları.

            ...

            (10) Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.

            (11) Yapılacak vergi kesintisinde kazanç ve iratlar gayrisafi tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi, fiilen ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.

            (12) Bu Kanuna göre vergi kesintisi yapanlar, yaptıkları vergi kesintisini kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterirler.“ hükümleri yer almaktadır.

           

            Yine Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Muhtasar beyanname” başlıklı 31.maddesinde; “Kanunun 30 uncu maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar. Muhtasar beyanname konusunda Gelir Vergisi Kanununda belirlenen usûl ve esaslar, bu maddeye göre verilecek muhtasar beyannameler hakkında da uygulanır.” denilmektir.

            Kanunun Geçici 1.maddesinin dördüncü fıkrasında ise “(4) Bu Kanunla tanınan yetkiler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından yeni kararlar alınıncaya kadar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 5422 sayılı Kanun kapsamında vergi oranlarına ve diğer hususlara ilişkin olarak yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan düzenlemeler, bu Kanunda belirlenen yasal sınırları aşmamak üzere geçerliliğini korur.” hükmü yer almakta olup, 2003/6575 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile dar mükellefiyete tâbi kurumların serbest meslek kazançlarından diğerlerin %22 oranında tevkifat yapılacağı  karara bağlandığından bu oran 5520 sayılı Kanunla belirlenen yasal sınırın altında olduğu ve yeni bir düzenleme yapılmadığı için halen yürürlüktedir.

            Buna göre, tevkifat yapılması bakımından dar mükellef kurumun Türkiye’de ticari ve zirai bir faaliyetinin olup olmaması ve stopaj konusu kazanç ve irat unsurunun bu faaliyetler çerçevesinde elde edilip edilmemesinin önemi bulunmamakta, kazanç unsurunun hangi gelir gurubuna girdiği önem taşımaktadır. Yani, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca tevkifat yapılabilmesi için, dar mükellef kurumlara anılan maddede sayılan nitelikteki kazanç ve iratların ödenmesi yeterli bulunmaktadır.

            Diğer taraftan 21/08/1988 tarih ve 19906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 15/09/1988 tarihinde yürürlüğe giren,     01/01/1989 tarihinden itibaren uygulanmakta olan “Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya Sosyalist Cumhuriyeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması”nın 14.maddesinde;

            “1. Bir Akit Devlet mukiminin serbest meslek faaliyetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnız bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:

                 a) Kişi bu diğer Devlette bu faaliyetleri icra etmek için sürekli kullanabileceği bir sabit yere sahip ise veya

                  b) Kişi bu diğer Devlette, söz konusu faaliyetleri icra etmek amacıyla bir yılda veya birkaç seferde 183 gün veya daha fazla kalırsa, söz konusu gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

                  Böyle bir durumda olayına göre ya yalnızca söz konusu sabit yere atfedilebilen gelir ya da yalnızca bu diğer Devlette bulunan süre içinde elde edilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.

              2. "Serbest meslek faaliyetleri" terimi, özellikle bağımsız olarak yürütülen bilimsel, edebi, artistik, eğitici ve öğretici faaliyetleri, bunun yanısıra doktorların, avukatların, mühendislerin, mimarların, dişçilerin, muhasebecilerin bağımsız faaliyetlerini ve özel mesleki veya teknik bilgi ve maharet gerektiren diğer faaliyetleri kapsamına alır.” hükmü yer almaktadır.          

            Bu hükümlere göre; Türkiye’de serbest meslek faaliyetinde bulunacak olan Romanya’da mukim firmanın teknik elemanlarının gelirlerinin Türkiye’de vergilendirilmesi için yukarıda bahsedilen iki koşuldan birinin yerine getirilmesi yeterlidir. Bir başka ifadeyle; Romanya firmasının Türkiye’de icra edeceği serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri gelirlerin Türkiye’de vergilendirilebilmesi için;

               a) Romanya firmasının bu faaliyeti icra etmek üzere Türkiye’de işyerine sahip olması veya,

               b) Teknik elemanlar tarafından icra edilen faaliyetin bir yılda veya birkaç seferde toplam 183 gün veya daha fazla olması gerekmektedir. Türkiye’de icra edilmeyen serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye’de vergilendirilmesi mümkün olmadığı gibi; Türkiye’de bu faaliyeti yürütmek için teknik eleman gönderen Romanya firmasının Türkiye’de işyerinin bulunmaması ve faaliyetin bir yılda veya birkaç seferde toplam 183 günden kısa sürmesi halinde de Türkiye’de vergileme yapılmayacaktır. Ancak, bunun için anılan firmanın Romanya’da mukim olduğu bu kazançları üzerinden Romanya’da vergilendirildiğini belgeleyen ve Romanya yetkili makamlarının onay ve imzasını taşıyan belgenin ve Türkçe tercümesinin noterce veya Romanya’daki Türk Konsolosluklarınca tasdikli bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibrazı ile bir örneğinin de Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na göndermesi gerekmektedir.

            Romanya firmasının Türkiye'de serbest meslek faaliyeti icrası için kaldığı sürenin bir yılda veya birkaç seferde toplam 183 gün veya daha fazla olması veya bu firmanın bu faaliyeti icra etmek üzere Türkiye’de firmanızın işyeri kullanması halinde yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar uyarınca yapılan ödemelerin gayri safi tutarı üzerinden(işçilerin konaklama ve barınma masrafları dahil) %22 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

                                                                             

 

Başkan a.
Grup Müdür V.