|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-30-7246Konu: Hollanda’da yerleşik bir firmadan alınan eğitim hizmeti karşılığında bu firmaya yapılan ödemeler üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı ile e-posta yoluyla gelen faturalara yapılan ödemelerin kurumlar vergisine esas matrahın tespitinde indirilip indirilmeyeceği hk.
………………………. GRUP MÜDÜRLÜĞÜNE (……………… ….. Müdürlüğü)
Başkanlığımız …………….Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ………………… vergi kimlik numaralı mükellefi ……………………. A.Ş. tarafından Başkanlığımıza verilen ve bir örneği ilişikte gönderilen 07.09.2006 tarih… ref. no’lu dilekçede Müdürlüğümüzü ilgilendiren hususlar, Usul Müdürlüğü’nün 11.10.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02/… sayılı görüşü ile birleştirilmiş olup, aşağıda açıklanmaktadır.
Bilindiği üzere, 22/01/1997 tarih ve 22885 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 253 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan Belgelerle İlgili İşlemler” başlıklı (B) bölümünde “Vergi Usul Kanununun kayıt nizamına ilişkin 215 inci maddesinde, bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulmasının mecburi olacağı belirtilmiş 227 nci maddesinde de "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almıştır. Söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 uncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
Bu hükümlere göre, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan, iş veya hizmetler karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldıkları muteber belgeleri, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içindeki noterlerde Türkçe'ye tercüme ve tasdik ettirdikten sonra defterlerine gider olarak kaydedebilmekte idiler.
Ancak Bakanlığımıza yapılan başvurulardan, bu işlemlerin yurt dışı temsilciliklerimizdeki iş yığılmalarına neden olduğu, mükellefler bakımından da ağır külfetler getirdiği anlaşıldığından, anılan Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, bu Genel Tebliğ ile yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında alınan belgelerin, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içinde noterlerde Türkçe'ye tercüme ve tasdik edilme zorunluluğu kaldırılmıştır.
Buna göre, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükellefler, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bedelleri, belgelenir düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstereceklerdir. Ancak inceleme sırasında inceleme elamanınca lüzum görülmesi halinde, mükellefler bu belgelerini tercüme ettirmek zorundadırlar.” Denilmiş olup, benzer bir konuda Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünden alınan 15/12/2004 tarih ve GEL.0.29/2920-228-48-… sayılı yazıda;
“Bilindiği üzere, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan hizmet karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yurt dışından aldıkları belgenin alındığı ülke mevzuatına göre muteber bir belge olması gerekmektedir.
Mükelleflerin internet yoluyla yurt dışından satın aldıkları hizmet ve bu nitelikteki gayri maddi haklar için yurt dışındaki satıcı tarafından düzenlenen fatura veya fatura yerine geçen belgelerin elden veya posta yoluyla alınamaması halinde elektronik ortamda alınan söz konusu belgelerin çıktılarının yapılan ödemeyi gösterir banka kredi kartı silip veya ekstresi ile birlikte muhafaza ve ibrazı ile alınan hizmetin yapılan ticari işin bir gereği olarak alındığının tevsik edilmesi durumunda yapılan ödemelerin gider veya maliyet kaydı mümkün bulunmaktadır.” denilmektedir.
Bu açıklamalara göre; …………………..’nin yurtdışından satın aldığı hizmet karşılığında, yurtdışından elektronik ortamda aldıkları belgelerin çıktılarının, yapılan ödemeyi gösterir banka kredi kartı silip veya ekstresi ile birlikte muhafaza ve ibrazı ile alınan hizmetin yapılan ticari işin bir gereği olarak alındığının tevsik edilmesi durumunda sözkonusu belgelerin tevsik edici belge olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Dar mükellefiyette vergi kesintisi” başlıklı 30’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasında; dar mükellefiyete tabi kurumların bu maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesinti yapılacağı; (2) numaralı fıkrasında ise; ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın, telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret ünvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kişilerce % 15 oranında kurumlar vergisi kesinti yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 22.08.1988 tarih ve 19907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.1989 tarihinde uygulamaya başlanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Hollanda Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önlenme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” nın ticari kazançlar ile ilgili 7’nci maddesinde;
“1. Devletlerden birinin bir teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, yalnız ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, kazanç bu diğer Devlette, işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere, vergilendirilebilir.
…
5. Kazanç, bu Anlaşmanın başka maddelerinde düzenlenen gelir unsurlarını da kapsamına aldığında, o Maddelerin hükümleri bu Madde hükümlerinden etkilenmeyecektir.” hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61.maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin, ödenek, tazminat, kasa tazminatı, (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez” hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94.maddesinde “(3946 sayılı Kanunun 22. maddesi ve 93/5148 sayılı kararla değişen şekli) (1/1/1994 tarihinden geçerli olmak üzere) Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar” hükmü yer almış olup; maddenin 1.bendi ile “(2003/6577 sayılı kararla değişen bentler) (1/1/2004 tarihinden geçerli olmak üzere) “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre…” gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6.maddesinin 1. fıkrasıyla kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasıyla da safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8.maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.maddesinde “Safi kazancın tespit edilmesi için aşağıdaki giderlerin indirilmesi kabul edilir” hükmü yer almış ve 1.fıkrasında “Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler”in indirilebileceği belirtilmiştir.
Bu hükümlere göre, Hollanda’da mukim firmanın Türkiye’de işyerinin olmaması, hizmetten yurtdışında faydalanılması ve söz konusu firma tarafından verilecek hizmetin ticari kazanç kapsamında bir faaliyet olması sebebiyle, Hollanda’da mukim firmadan yurtdışında alınan eğitim hizmeti nedeniyle, bu şirkete yapılan ödemelerden yukarıda açıklanan ilgili ülke ile yapılan anlaşmanın 7’nci maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, bankaca kurumlar vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.
Ayrıca, banka personeline Hollanda’da mukim firma tarafından verilen eğitim hizmeti, hizmet erbabına sağlanan bir menfaat olarak kabul edilerek, ücret olarak değerlendirilecek olup, bankaca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94/1. maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.
Öte yandan, bankanın Hollanda’dan aldığı hizmet için yurtdışındaki firma tarafından düzenlenen faturanın aslının alınamaması halinde, elektronik ortamda alınan belgelerin çıktılarının bankadan alınacak yapılan ödemeyi gösterir belgeler ile birlikte muhafaza ve ibrazı ile alınan hizmetin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapıldığının tevsik edilmesi şartıyla, söz konusu belgeler tevsik edici belge olarak kabul edilecek olup, bu belgelere istinaden yapılan ödemelerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür.
Bilgi edinilmesini ve söz konusu dilekçede Müdürlüğünüzü ilgilendiren hususların da cevaplandırılarak, görüşümüz ile birlikte mükellefe bilgi verilmesini arz ederim.
|
|
|
Başkan a. |
|
|
|
|