|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü)
TARİH: 09.10.2006 SAYI : KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.01.8063
KONU : Fazla ödenen fatura bedellerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı ve KDV uygulaması
...........................................
Ecz. ........................................... tarafından ........................................... Müdürlüğü’ne verilen ........................................... tarihli dilekçede bahsedilen hususlar ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın konusunu teşkil eden 37. maddesinde, ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmış ve ticari kazançta vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. Vergi Usul Kanununda vergiyi doğuran olay ise; “Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” şeklinde açıklanmıştır.
Tacirler arasındaki faaliyetlerin belgelendirilmesi amacıyla Vergi Usul Kanununda yer alan fatura da tahakkuk esasına bağlı kalınarak düzenlenmektedir.
Yine, Gelir Vergisi Kanunu’nun bilanço usulüne göre ticari kazancın tespiti ile ilgili 38’inci maddesiyle bilanço esasına göre ticari kazancın teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce, işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 40.maddesinin birinci fıkrasında; “Safi kazancın tespit edilmesi için aşağıdaki giderlerin indirilmesi kabul edilir” hükmü yer almış olup, maddenin 1. bendinde “Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler” in, 3. bendinde ise; “İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar”ın safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, gerek hasılat gerekse giderlerin hangi hesap dönemine ilişkin olduğunun tespiti açısından bu hasılatın tahsil edilip edilmemesinin, giderlerin ise ödenmiş olup olmamasının bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Hesap döneminin sonu itibariyle tahsilatın veya ödemenin yapılmamış olması durumunda bile, o dönem içinde tahakkuk etmiş olmak kaydıyla tahsilat veya ödeme, safi kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.
Ancak, söz konusu faturaların ödenmeyen kısmının Gelir Vergisi Kanununun 40/3. maddesi uyarınca gider olarak dikkate alınabilmesi için; işletme ile Sosyal Güvenlik Kurum ve Kuruluşları arasında imzalanan sözleşmeye istinaden yapılmış bir gider (zarar) olması, işle ilgili olması, firmanın sorumluluğu ve kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi halde, gider olarak yazılabilmesi mümkün değildir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesinde Türkiye’de ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi tutulmuştur.
Aynı Kanunun 10. maddesinin (a) bendine göre, vergiyi doğuran olay mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, (b) bendine göre, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura ve benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi ile, (c) bendine göre ise kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde her bir kısım teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması sırasında meydana gelmektedir.
Kanunun 20. maddesinde de, teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade edeceği belirtilmiştir.
Söz konusu maddede, vergiyi doğuran olay bedelin tahsil edilmesi ile ilişkilendirilmemiş olup, malın teslimi veya hizmet ifasının tamamlanması esas alınarak vergileme yapılmaktadır.
Bu nedenle, hizmet bedelinin tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın her bir vergilendirme döneminde verilen hizmetlere ait kesilen fatura bedelleri tespit edilerek, bu bedellere ait katma değer vergisinin ilgili dönemlerde beyan edilmesi ve tahakkuk eden vergilerin ödenmesi gerekmektedir.
Yine Kanunun 34/1.maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, “Matrah ve İndirim Miktarlarının Değişmesi” başlıklı 35. maddesinde “Malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef bunlar için borçlandığı vergiyi, bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltir. Şu kadar ki, iade olunan malların fiilen işletmeye girmiş olması ve bu girişin defter kayıtları ile beyannamede gösterilmesi şarttır” hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde söz konusu kurumlara kesilen faturaların Bütçe Uygulama Talimatına veya Kurum İlaç Alım Prosedürlerine uyulmadığı gerekçesiyle eksik ödenmesi nedeniyle matrahın değişmesi söz konusu olduğundan bu işlemde Kanunun “Matrah ve İndirim Miktarlarının Değişmesi” başlıklı 35. maddesinin uygulanması mümkün bulunmaktadır. Bu durumda üzerinden eksik ödeme yapılan kısım için iade faturası düzenlenmeli iade faturası aynı dönemde gerçekleşir ise fatura iptal edilmek ve yenisi düzenlenmek suretiyle işlem düzeltilmelidir.
Ancak, fatura iadesi sonraki dönemlerde yapılır ise bu takdirde işlem işin mahiyetine göre düzeltilmelidir.
Buna göre;
- Karşı taraf fatura düzenliyorsa, düzeltme iade faturasıyla olmalı, - Karşı taraf fatura düzenlemiyorsa, gider makbuzu ile düzeltilmelidir. Bilgi edinilmesini rica ederim. |