T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

    

   

   

 

  

 

Sayı    : B.07.1 .GİB.4.34.l6.01/GVK-61-13058                            

Konu   : Mahkeme kararına istinaden iş akdine son verilen işçiye yapılan ödemelerin

             ne şekilde vergilendirileceği ve şirketin bu ödemeleri gider kaydedilip kaydedemeyeceği hk.

 

           

…………………………………….

  4.Levent  34394/İSTANBUL

 

 

İlgi  :   ……/09/2006 tarihli dilekçeniz.

 

            İlgide kayıtlı dilekçenizde, ……………………………….. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve 19.madde hükmü gereğince firmanızda çalışmakta olan bir personelinizin iş akdinin …/2006 tarihinde tarafınızca feshedildiği, buna karşılık işten çıkarılan ilgili personelin şirketinize karşı yapılan feshin geçersiz sebebe dayandığına ve işe iade edilmesi gerektiğine dair iş mahkemesinde dava açtığı, şirketinize karşı açılan ve …/2006 tarihinde karara bağlanan iş davası neticesinde işe iade kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde davacının işe başlamak üzere davalı şirkete müracaat etmesine, 10 gün içinde müracaat etmesine rağmen davalı şirketin işe başlatmaması halinde 4 aylık ücretini tazminat olarak davcıya ödenmesine davacının işe başlatılması halinde işten uzak kaldığı süreye ilişkin 4 aylık ücreti  ve sosyal ödemeleri ödemesine karar verildiğini bu kararın tarafınızca temyiz edildiği, temyiz başvurusu neticesinde …/2006 tarihinde Yargıtay tarafından; “davacı personelin işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiği, davacı personelin yasal sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 5 aylık ücreti olarak belirlendiği” hükmü verildiği, eski personelinizin …/2006 tarihinde işe başlatma ihtarnamesi göndermiş olup …/2006 tarihinde yasal hakkınızı kendisini işe başlatmayacağınızı yasal süresi içinde bildirildiğini belirtilerek, kesinleşen karara istinaden ödenen ödenecek ücret ve diğer haklara isabet eden bedel üzerinden kesilmesi gereken gelir vergisi ve damga vergisinin hangi dönemin veya dönemlerin muhtasar beyannamesi ile beyan edilmesi gerektiği, personelin yasal sürede işe başvurmasına rağmen tarafınızca süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın gelir vergisine tabi olup olmayacağı ve sözkonusu tazminat ödemelerinin kanunen kabul edilebilir bir gider olup olmayacağı hususları sorulmaktadır.

 

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61.maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

            Ücretin, ödenek, tazminat, kasa tazminatı, (mali sorumluluk tazminatı) tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez” hükmü yer almıştır.

 

Aynı Kanunun 25/1.maddesinde, ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminat ve yardımların, gelir vergisinden müstesna olduğu hükmü bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunun 18. maddesinde otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işverenin, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından, ya da işletmenin iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir nedene dayanmak zorunda olduğu, 19. maddesinde de, işverenin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak zorunda ve fesih nedenini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olduğu ve ayrıca işçinin savunmasının alınacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21. maddesinde; “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

 

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.” hükmü mevcuttur.

 

            Bu hükümlere göre, her iki ödemede her ne kadar işsizlik sebebiyle ödenmiş olsa da, işveren tarafından (evvelce yapılmış hizmet karşılığı olsa dahi) (akdin feshi mahkeme kararınca reddedildiği dolayısıyla, akit taraflar arasında hüküm ifade edeceğinden) hizmet akdine istinaden sağlanan bir menfaat olmasından ve Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinin 2. fıkrasında ücretin tazminat veya başka adlar altında ödenmiş olmasının onun mahiyetini değiştirmeyecek olmasından dolayı ilgiliye yapılan iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen zaman için yapılan ödemeler, hangi ad altında olursa olsun GVK-61. maddesi gereğince ücret olarak değerlendirilip, gelir vergisine tabi tutulacaktır.

 

            Ayrıca,  Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde hizmet erbabına nakden veya hesaben ödenen ücretler üzerinden 103 ve 104. maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiği hükme bağlanmış, 96. maddesinin birinci fıkrasında da, hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumunda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği belirtilmiştir.

 

           Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde, vergiye tabi safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

 

            Buna göre, kurumlar, safi kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde yer alan giderleri hasılattan indirebileceklerdir.

 

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1. maddesinde “Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, 40/3. maddesinde ise işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” indirilecek giderler arasında sayılmıştır.

 

            Aynı Kanun’un 41/5.maddesinde ise teşebbüs sahibinin suçlarından doğan  tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

 

            Buna göre, ödenen tazminatın gider yazılabilmesi için işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine göre yapılması şarttır. Mahkeme kararına dayalı bile olsa işletme sahibinin şahsi kusuru nedeniyle ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar gider yazılamayacaktır.

 

            Bu hükümlere göre, Mahkeme kararına istinaden ödenecek ücret sayılan bu ödemelerin, nakden veya hesaben ödenmesi sırasında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Yapılan tevkifatın Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. maddesine göre beyan edileceği ve tahakkuk eden verginin beyanname verilen ayın 26. günü akşamına kadar ödeneceği tabiidir.

 

           Diğer taraftan, söz konusu tazminatın işlemiş faizleri ile diğer masraflarının, mahkemece kusurlu bulunmanız nedeniyle kayıtlarınızda gider olarak gösterilmesi mümkün değildir.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.                   

                                                                                                                                                                                

 

Başkan a.
Grup Müdür V.