T.C.

İSTANBUL VALİLİĞİ

Defterdarlık Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü

 

 

Sayı   : B.07.4.DEF.0.34.11/KVK-13-

 

Konu : İşletmenin aktifinde kayıtlı

            bağımsız bölümlerden bir kısmının

            satışının vergilendirilmesi hk.

 

 

 

 

 

………………………..GELİR MÜDÜRLÜĞÜNE

 

 

 

 

            ………………İnşaat San.ve Tic.A.Ş. tarafından verilen ……./06/2005 tarihli dilekçede, işletmenin aktifinde dokuz yıldır kayıtlı bağımsız bölümlerin bir kısmının satışı düşünüldüğünden enflasyon düzeltmesi yapıldıktan sonraki bedel ile satış fiyatı arasında bir fark bulunması durumunda bu farkın Kurumlar Vergisi matrahına ilave mi edileceği veya zarar olması halinde matrahtan indirilip indirilemeyeceği hususu sorulmakta olup, bu hususa ilişkin Müdüriyetimiz görüşü aşağıda yer almaktadır.

            Bilindiği gibi 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safi Kurum Kazanca” başlıklı 13.maddesinde;

            “Kurumlar Vergisi birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.

            Safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Zirai faaliyetle iştigal eden kurumların bu faaliyetlerinden doğan kazançlarının tesbitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 59.maddesinin son fırkası hükmü de nazara alınır.”hükmü yer almaktadır.

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti” başlıklı 38.maddesinde ise;

            “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.

            2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tesbit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41.maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmü yer almaktadır.          

            Ve yine 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı 8.maddesinde ise; “Dar mükellef kurumlar dahil bu maddede yazılı kurum kazançları, kurumlar vergisinden müstesnadır:

            …

            12- (5281 sayılı Kanunun 31.maddesiyle eklenen bent) (1/1/2005 tarihinden geçerli olmak üzere) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerinin satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançları.

 

             Sermayeye ilave edilme işleminin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar gerçekleştirilmesi şarttır. Vadeli satış halinde, ilk yapılan tahsilatın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilir. Bu süre içinde sermayeye eklenmeyen kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziya uğramış sayılır. Bankalara borçlu durumda olanlar ile bunların kefillerinin bu borçlara karşılık bankalara devrettikleri gayrimenkul ve iştirak hisseleri ile bankaların alacaklarına karşılık iktisap ettikleri gayrimenkul ile iştirak hisselerinin satışında iki tam yıl süreyle elde tutulma şartı aranmaz. Bedelsiz olarak ya da rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibari değeriyle iktisap edilen hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alınır. Menkul kıymet veya gayrimenkul ticareti ile uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

            Tam mükellef sermaye şirketleri dışındaki kurumlar ile dar mükellef kurumlarda, satıştan doğan kazancın sermayeye ilave edilmesi şartı aranmaz, bu kazançlar  özel bir fon hesabında tutulur. Sermayeye eklenen veya fon hesabında tutulan kazançların beş yıl içinde, herhangi bir surette işletmeden çekilmesi, dar mükellef kurumlar tarafından yurt dışına transfer edilmesi veya bu süre içinde işletmelerin tasfiyesi (devir, birleşme ve bölünme halleri hariç) halinde, bu kazançlar o yılın kazancı sayılarak vergiye tabi tutulur.

            Türk Ticaret Kanunu’nun 391. maddesinin bu suretle gerçekleştirilecek sermaye artırımına aykırı hükümleri uygulanmaz. İstisnanın uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

            …

            Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin ödemelerin kurum kazancından gider olarak indirilmesi kabul edilmez.” hükmü yer almaktadır.

            Bu hükümlere göre, işletmenin aktifinde kayıtlı bağımsız bölümlerden bir kısmının satışı üzerine, maliyet bedeli ile satış fiyatı arasında olumlu bir fark bulunması halinde Kurumlar Vergisi matrahına dahil edilmesi, olumsuz bir fark bulunması halinde ise bu farkın matrahtan indirilmesi gerekmektedir.

            Diğer taraftan şirketin aktifinde kayıtlı bağımsız bölümlerin bir kısmının satışından doğacak kazancın sermayeye eklenmesi durumunda ise, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8.maddesinin 12.bendinde yer alan istisnanın uygulanmasında kurumun gayrimenkul ticareti ile uğraşıp uğraşmadığı, aktifte yer alan kıymetin ticari amaçla elde tutulup tutulmadığı esas olup, fiilen gayrimenkul ticareti ile uğraşılmaması ve madde hükmünde belirtilen diğer şartlara da haiz olunması durumunda, istisna hükmünden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.