|
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-14-
Konu: Turizm hizmeti bedelinin internetüzerinden avans olarak tahsil edilmesi durumunda, fatura tarihi olarak tahsil tarihinin mi, yoksa hizmetin alınış tarihinin mi alınacağı ile, havayolu şirketine müşteri adına ödenen elektronik bilet bedellerinin gider yazılıp yazılamayacağı hk.
İlgi : Tarihsiz dilekçeniz.
İlgide kayıtlı dilekçenizde, yurt dışında ikamet eden yabancı turistin yine yurt dışında başka bir ülkede tatilini geçirmek üzere şirketinize 2005/EKİM ayında internet yoluyla müracaat etmesi ve şirketinizce bu hizmet karşılığı bedelin 2005/EKİM ayında avans şeklinde müşterinin kredi kartından internet üzerinden yabancı para cinsinden tahsil edilmesi durumunda, müşteriye düzenleyeceğiniz fatura tarihinin yarayı tahsil ettiğiniz tarih mi yoksa müşterinin hizmeti alacağı tarih mi olacağını, fatura tarihinin parayı tahsil ettiğiniz tarih olması halinde, müşteri rezervasyonunu iptal ettiğinde muhasebedeki dönemsellik ilkesi göz önünde bulundurularak, vergisel durumunuzun ne olacağını, ayrıca şirketinizin tatil turları satışı yapacağını, ancak tur içinde bulunan müşteriniz için tahsis ettiğiniz uçak biletlerinin elektronik bilet olup, ödemesinin şirketinizce yapılmasına rağmen, biletin müşterinin adına düzenlendiğini, düzenlenen elektronik biletin fatura olarak sayılması nedeniyle şirketinize ayrıca fatura verilmediği, havayolu şirketine bu ödemenizi banka kayıtlarınıza dayanarak gider yazıp yazamayacağınızı veya bu giderinizi başka ne şekilde kayıtlarınıza alacağınızı sormaktasınız. Bilindiği gibi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde, “Kurumlar Vergisi birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır.....” hükmü yer almıştır. Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazancın tarifinin yapıldığı 37.maddesinde ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmış ve ticari kazançta vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda vergiyi doğuran olay ise vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar hükmü ile belirtilmiştir. Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229.maddesinde, faturanın tarifi; “fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” olarak yapılmıştır. Tacirler arasındaki faaliyetlerin belgelendirilmesi amacıyla Vergi Usul Kanunu’nda yer alan fatura da tahakkuk esasına bağlı kalınarak düzenlenmektedir. Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38.maddesi ile “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır” hükmü getirilmiş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 192.maddesinin 4.fıkrasında da, Aktif toplamı ile borçlar arasındaki farkın, müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (özsermayeyi) teşkil edeceği belirtilmek suretiyle kazancın tespitinde tahsil değil, tahakkukun esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum kazancı, ticari kazanç niteliği taşıdığından ve ticari kazanç gibi tespit edildiğinden elde etme yönünden tahakkuk esası geçerlidir. Tahakkuk ise gelirin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade eder. Bunun için geliri doğuran işlemin tekemmül etmesi gereklidir. Ticari faaliyet içerisinde satılan mal veya yapılan bir hizmet bedeli taraflarca belirlenip fatura kesildiğinde gelir veya gider tahakkuk etmiş kabul edilir. Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13.maddesi hükmü uyarınca, tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14.maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.maddesinde yer alan giderlerin indirileceği belirtilmiş, 40.maddenin 1.bendiyle ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükümlere göre, kurum kazancı, ticari kazanç niteliği taşıdığından ve ticari kazanç gibi tespit edildiğinden elde etme yönünden tahakkuk esası geçerli olacağı, tahakkukun ise gelirin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesini ifade etmesi nedeniyle, tahakkuk tarihi müşteriye fatura düzenleme tarihi, bu hizmet karşılığı bedelin avans şeklinde müşterinin kredi kartından internet üzerinden yabancı para cinsinden tahsil edildiği, 2005/Ekim ayı olacaktır. Diğer taraftan, müşterinin rezervasyonunun iptali veya herhangi bir sebeple hizmetten yararlanılamayacağına karar verilerek iade faturası düzenlemek suretiyle hizmet bedelinin iade edilmesi halinde ise, tahsil edilen hizmet bedelinin gider kaydedilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, tatil turları içinde bulunan müşteriniz için tahsis ettiğiniz, ödemesi şirketinizce yapılan ve müşteriniz adına düzenlenen elektronik uçak biletleri, fatura hükmünde olduğundan ve şirketinize de ayrıca fatura verilmediğinden, havayolu şirketine yapmış olduğunuz ödeme tutarı banka kayıtlarınıza dayanarak, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40.maddesinin 1.bendi uyarınca, söz konusu ödemenin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla yapılmış olması kaydıyla, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkündür. Bilgi edinilmesini rica ederim. |